Güney Biomedical, Maske Üretimiyle Medical Tekstil Sektöründeki Yerini Aldı

Korona virüsü (Covid-19) salgını sürecinde yeni atılımlar gerçekleştirerek tekstil sektörüne yönelik çalışmalarda bulunan firmalar arasında Teknik Fuarcılık Grubu’nun bir alt kolu olan Güney Biomedical de yerini aldı. Üretim hayatına yeni başlayan Güney Biomedical, günde yaklaşık olarak 250 bin adet maske üretiyor.

Korona virüsü (Covid-19) pandemi sürecinde birçok işletme; koruyucu maske, eldiven, cerrahi tulum gibi salgından koruyan tekstil ürünlerine yönelik çalışmalarda bulundu. Günde yaklaşık 250 bin adet maske üretme kapasitesiyle üretim hayatına başlayan Güney Biomedical yeni kurulmasına rağmen yüksek miktarda ürün satışı gerçekleştirdi. Firmanın, ihracat alanına yönelik çalışmaları da hızla devam ediyor.

Avrupa Birliği ülkelerinin standartlarında maske üretimi gerçekleştiren Güney Biomedical, hijyenik ve steril bir ortamda üretim yapılmasına da büyük önem veriyor. Firma, Avrupa Birliği ülkelerinin maske üretiminde kullandığı HEPA filtre klima ve havalandırma sistemini, üretim sahasında kullanarak ürünlerini, tamamen insan sağlığına yönelik şekilde üretiyor.

Üretim, Hijyenik Bir Ortamda Gerçekleştiriliyor

Güney Biomedical, ‘besafe’ adıyla ürettiği maskelerin, özellikle hijyenik olmasının dışında rahat kullanımına da önem veriyor.

Maskelerin üretim aşaması şu şekilde gerçekleşiyor:

Özel giyimli çalışanlar tarafından el değmeden hazırlanan ve üç katman kumaştan oluşan maskelere, ultrasonik cihazlardaki özel bir sistemle polipropilen (pp) kaplamalı yumuşak ve ayarlanabilir burun telleri takılıyor. Daha sonra bu maskeler, lastiklerin takıldığı tarafa yönlendiriliyor. Özel makinelerde lastikleri takılan maskeler, kalite ve kontrol ekibi tarafına iletiliyor. Kalite ve kontrolden onay alan maskeler, ambalajlama makinesinde ayrıştırılarak paketleniyor.

Güney Biomedical; üç kat spunbond (mavi ve beyaz), üç kat meltblown (mavi ve beyaz) olmak üzere dört çeşit maske üretimi gerçekleştiriyor. Maskenin iç yüzeyi, yumuşak emici ve hipoalerjenik nonwoven katmandan oluşuyor. Orta katmanda; spunbond / meltblown filtre nonwoven kumaş, dış katmanda ise hidrofobik spunbond nonwoven kumaş bulunuyor. Rahat elastik kulak askısı ile kulaklara olan basıncı ortadan kaldıran maskeler, kullanılan lateks içermeyen yuvarlak lastikler ve nonwoven kumaşlar sayesinde kulakta yara oluşturmuyor. Virüslerden, hava kirliliğinden, tozlardan ve polenlerden koruyan bu maskeler, hijyenik üretimi ve kaliteli malzemeleri sayesinde kullananlarda alerjik reaksiyonlara da sebebiyet vermiyor.

2019 EDANA Nonwoven Kumaş İstatistikleri Yayınlandı

Son iki yıldaki düşük büyüme oranlarına rağmen, genişletilmiş Avrupa nonwoven kumaş üretimi son on yıl içerisinde %4,4 yıllık ortalama büyüme oranına ulaşmayı başardı.

Nonwoven ve ilgili endüstrilere hizmet veren uluslararası birlik olan EDANA, 2019 Avrupa yıllık istatistiklerini yayınladı.

Son dönemdeki ekonomik koşullar ve özellikle birçok son kullanıcı sektörlerinin ekonomik darboğaza girmeleri sonucunda, genişletilmiş Avrupa (Batı, Orta ve Doğu Avrupa, Türkiye, Belarus, Ukrayna ve Rusya) ülkelerine ait rakamlar, toplam nonwoven üretiminin 2018’e göre hem ağırlık açısından (+%0.3) hem de yüzey alanı bakımından (+%0.5) istikrarlı bir şekilde gerçekleşti.

EDANA uluslararası birliği tarafından toplanan ve tasnif edilen rakamlara göre, Avrupa’da nonwoven kumaş üretimi, 2.782.917 tona ulaştı. Bu, yıllık büyümenin %1.5 olarak gerçekleştiği 2018 yılı üretim miktarı olan 2.774.194 ton ile hemen hemen aynı seviyededir. Büyüme rakamlarının düşük gerçekleştiği iki yıla rağmen, Avrupa’da gerçekleştirilen nonwoven üretimi son on yılda ortalama %4,4 büyüme kaydetti.

Açıkça görülüyor ki, farklı Avrupa ülkelerinde, çeşitli üretim aşamalarında ve nonwoven kumaşların pazar büyüklükleri arasında farklılıklar gözlemlendiği için, kesin bir sonuç çıkarmak adına daha derinlemesine bir analiz gerekli olacak.

EDANA uluslararası birliğinin Pazar Analizi ve Ekonomik İlişkiler Direktörü Jacques Prigneaux konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Açıkça görülen büyüme oranları açısından bakıldığında hava ile işlenmiş (airlaid) nonwovenlar bu yıl içerisindeki uzun vadeli eğilim ile uyumludur. Ancak aslında en yüksek büyüme oranı %5,5’ten biraz daha fazla gerçekleştiren hidro-birleştirme sürecindedir. Bununla birlikte, kuru serme (drylaid) teknolojilerindeki (termal, hava yoluyla, kimyasal olarak bağlanmış ve neddled punched) diğer birleştirme işlemleri ve ayrıca ıslak serilmiş nonwovenlar 2019’da sabit veya negatif büyüme oranlarına tanık oldular. Spunmelt nonwoven üretiminde, 2018’deki performansına kıyasla %0,6’lık bir büyüme kaydedildi.”

Nonwovenların en yüksek miktarda kullanımı, 2019 yılında %1,5 artışla 792.620 ton olarak gerçekleşen, %29’luk payı ile hijyen piyasası olmaya devam ediyor. 2019 yılında yüzde olarak en önemli artışlar masa örtülerinde (+%12,3) ve elektronik malzemelerde (+%6,8) gerçekleşti. Buna karşılık, satılan hacimler açısından bakıldığında birçok önemli sektör sınırlı (bazen negatif) büyüme oranları gerçekleştirebildiler. Örneğin, kişisel bakım mendilleri (+%1,6), bina/çatı kaplama (%-0,3), inşaat mühendisliği (%-1,5) ve otomotiv iç mekânları (%-2,5), gibi. Ayrıca, tıbbi uygulamalar, giysiler, tela ve duvar kaplamaları uygulamalarında da büyük düşüşler gözlemlendi.

Jacques Prigneaux konu ile ilgili şunları ifade etti:

“Katılımcı firmaların yardımı olmadan bu rakamlar bir araya getirilip düzenlenemezdi. Özellikle 2020’nin ilk çeyreğinin fırtınalı döneminde bize verilerini gönderme gayretlerinden ötürü katılımcı firmalara tekrar teşekkür ediyoruz. Katılımcı şirketlerin çabalarının bir araya gelmesi, ISO standartlarında gelişmiş bir nonwoven tanımı ve EDANA personelinin süreci sürekli takibi sayesinde, bu istatistikler üye şirketlerdeki planlama ve ölçümleme amaçları için giderek daha önemli hale geldi.’’

EDANA Genel Müdürü Pierre Wiertz ise şu duyuruyu yaptı:

“Tüm dünya, Covid-19 salgını sırasında tıbbi maskeler ve solunum maskeleri, önlükler, perdeler, tulumlar gibi tıbbi cihazlar ve kişisel koruyucu ekipmanlarla sağlık personelinin ve hastaların korunmasında nonwovenların önemli rolünü keşfetmeye devam ediyor. Bizim de nonwoven üretim ve satış istatistiklerini ve ticaret sınıflandırma kuralları üzerindeki pozisyonumuzu uyumlu hale getirmek için dünya genelindeki paydaş kurumlarla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bunun, güncelleştirilmiş ve geliştirilmiş ISO nonwoven tanımıyla birlikte, tüm sektöre hak ettiği tanınırlığı sağlayacağına inanıyorum.”

KOVID-19 ile Mücadeleye Destek Olan Nonwoven Ürünler

Edana tarafından yayınlanan bildiride, Korona virüsünün (KOVID-19) neden olduğu mevcut küresel sağlık krizi, yüz maskelerinin, dezenfekte edici mendillerin ve kişisel koruyucu giysilerin öneminin yanı sıra, tedarik zincirinin bu ürünlerin üretimini ve tedarikini sağlayacak şekilde devam ettirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Bu bağlamda, pandemiye karşı savaşa katkıda bulunan diğer nonwoven bazlı ürünleri de içeren resme daha geniş bakmak gerekiyor.

  • Hızlı test kitleri için bileşenler

Dünya çapında birçok teşhis şirketi, koronavirüsün kolay ve hızlı bir şekilde tespit edilmesi için test kitlerinin geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Bu kitler, kandaki virüsü tespit edebilen lif bazlı bileşenler içeriyor.

  • Biyo-numune toplama kartları

Bu kartlar, bulaşıcı hastalıkların geniş ölçekte taranması için kullanılıyor. Daha geleneksel sıvı örneklemesine bir alternatif olabilirler: doğrudan karta toplanan kan veya tükürük örnekleri, analizden önce ortam sıcaklığında saklanabilir ve taşınabilir.

  • Suni solunum cihazları için filtreler

KOVID-19’dan etkilenen en ciddi vakalar suni solunuma ihtiyaç duyduğundan vantilatörlerin güvenliğini ve hastalara sağlanan havanın kalitesini sağlamak için kullanılan filtre ortamına güçlü bir talep oluyor.

  • Laboratuvar filtreleri

Sağlık kuruluşları, hastaneler ve laboratuvarlar, özellikle KOVID-19’un tedavisi ve aşılanmasına yönelik araştırmalar için analiz, numune hazırlama ve laboratuvar çalışmaları için yeni zorluklarla karşı karşıyalar. Laboratuvar filtreleri, laboratuvar ölçekli uygulamalarda numunelerden partiküllerin uzaklaştırılması için kullanılıyor.

Türkiye, Nonwoven ve Teknik Tekstiller Alanında Gelişmiş Bir Kapasiteye Sahip

Dünya, KOVID-19 pandemisi sırasında; tıbbi maskeler, solunum maskeleri, solunum cihazları, önlükler, perdeler, tulumlar gibi tıbbi cihazlar ve kişisel koruyucu ekipmanlarla sağlık personelinin ve hastaların korunmasında nonwovenların önemli rolünü keşfetmeye devam ediyor. Türkiye’de, nonwoven ve teknik tekstiller alanında faaliyet gösteren birçok firma, uluslararası pazarda da önemli rol oynayarak bu konudaki global başarısını kanıtlıyor. Firmalar, milli ve yerli üretimle sağlık çalışanları başta olmak üzere Türkiye genelinde maske ve dezenfektan ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmalarına son hızla devam ediyor. Örneğin; 61 ihracatçı birliği, 27 sektörü ile 90 bin ihracatçısıyla Türkiye’de ihracatın tek çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), günlük 1 milyon maske üretimi ile başlayıp aylık 40 milyon adet maske üretimi kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Ayrıca Türkiye, kendi ülkesi için ürettiği tıbbi malzemelerin yanı sıra, bu konuda ihtiyacı bulunan ülkelere de gerekli desteği sağlıyor.

Kordsa Büyüme Hikâyesine Devam Ediyor

Güçlendirme lideri Kordsa kompozit teknolojileri alanında yatırımlarını sürdürürken, bir yılı daha başarılı finansal sonuçlarla kapadı. Kordsa’nın, 2019 yılında, bir önceki yıla göre cirosu %30,2 artarak 5,137 milyon TL’ye, net kârı ise %11,8’lik artışla 378 milyon TL’ye ulaştı.

Aynı dönemde faiz amortisman vergi öncesi karı ise 747 milyon TL oldu.

Sabancı Holding iştiraklerinden Kordsa, 2018 ve 2019 yıllarında bünyesine kattığı Amerika’daki 4 kompozit şirketi ile bu yıl da büyümesini sürdürdü. Kompozit sektöründe geliştirdiği teknolojilerle söz sahibi olmak ve yatırımlarının ciroya yansımasını hızlı görmek isteyen Kordsa, kompozit pazarının ve havacılık sektörünün merkezi olan ABD’de yerleşik ve onay süreçlerini tamamlamış şirketlere yatırım yaparak büyümesini sürdürdü. ABD’deki bu yatırımlarının ciroya olan 737 milyon TL’lik katkısı 2019 sene sonu finansal göstergelerine pozitif yansıdı. 2019 yılında, toplam cirosu önceki yıla göre %30,2 artış göstererek 5,1 milyar TL’ye ulaşan şirketin, dönem kârı %11,8 artışla 378 milyon TL’ye yükseldi; esas faaliyet kârı ise %16,9 artışla 614 milyon TL olarak gerçekleşti. 2019 yılında 38 ülkeye ihracat yapan Kordsa, toplam ihracat tutarını %14,6 oranında artırdı.

2019 yılında gösterdikleri büyümeden ve imza attıkları sürdürülebilir teknolojilerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kordsa CEO’su Ali Çalışkan yılsonu sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Kordsa olarak “Tutkumuz Yaşamı Güçlendirmek”. Ülkemize, paydaşlarımıza ve yatırımcılarımıza değer katmak için büyümeye ve büyürken de içinde bulunduğumuz sektörlere yön vermek için sürdürülebilir teknolojiler geliştirmeye çalışıyoruz. Kordsa Güçlendiricileri olarak bilgi birikimimizi ve yetkinliklerimizi daha farklı alanlarda kullanmak üzere, Sabancı Üniversitesi ortaklığında, yeni nesil esnek giyilebilir sensörler geliştirmek için “Esnek Elektronikler” Ar-Ge platformunu oluşturduk. Lastik güçlendirme ile başladığımız yolculuğumuzu, 2018 ve 2019 yılında yaptığımız yatırımlarımızla uzaya taşıdık, şimdi bu yeni ar-ge platformuyla teknolojik genişliğimizi daha öteye taşımaya ve geleceğin teknolojisini üretmek için çalışmaya hazırız. Tüm başarılarımıza katkısı olan çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ederim.”

2019’un üçüncü çeyreğinin başında, ileri kompozit teknolojileri ve havacılık sektöründe önemli bir yeri olan ve orjinal parça üreticisi onay süreçlerini tamamlamış olan ABD’li Axiom Materials’ı bünyesine katarak ikinci bir Kordsa yaratma yolculuğunda önemli bir adım kaydeden şirket, uçak motorlarında kullanılan yüksek ısıya dayanıklı Oksit-Oksit seramik kompozit pazarının önemli bir tedarikçisi haline geldi. Dünyada her üç otomobil lastiğinden birini ve her üç uçak lastiğinden ikisini güçlendiren Kordsa, bugün lastiklerini güçlendirdiği uçakların kanatları, gövdeleri ve iç aksamlarından sonra artık motorlarını da güçlendirir konuma geldi.

Kompozit alanındaki büyümesinin yanı sıra lastik güçlendirme sektöründeki liderliğini de koruyan Kordsa, bu iş kolunda artan talebe cevap vermek amacıyla yatırım kararını 2016 yılında aldığı ve İzmit tesisinde 7 bin ton ek polyester iplik kapasitesi sağlayacak yeni hattını 2019 yılında devreye aldı. Bu yeni hat ile Kordsa, standart HMLS polyester ipliğine ilave olarak çok yüksek mukavemetli ve daha iyi boyutsal kararlılığa sahip yeni nesil polyester iplik ürünleri üretme yetkinliğine sahip oldu.

Yaşamı güçlendirme hedefiyle çıktığı yolda attığı her adımda ve her yatırımında ‘‘sürdürülebilir teknolojiler’’ üretmeye çalışan Kordsa, 2019 yılında açık inovasyon anlayışıyla lastik sektörüne yön verecek bir inovasyona imza attı. Lastik üreticisi Continental ile Ar-Ge güçlerini birleştirerek kauçuk esaslı bileşiklerle tekstil güçlendirme malzemelerini yapıştırmak için CoKoon adı verilen resorsinol ve formaldehit içermeyen yeni ve çevreci bir yapıştırıcı standardı geliştiren Kordsa, bu yeni formüle erişim için ücretsiz bir lisans havuzu oluşturarak, bir asra yakındır sektör standardı olan teknolojiye alternatif olmasını hedefliyor. CoKoon yapıştırma teknolojisi kullanılan ilk 250.000 lastiğin üretimi de 2019’un son çeyreğinde başladı.

Zorlu Tekstil, Akıllı Tekstil Pazarına Yönelik Yatırımlarında Yeni Hedefler Belirledi

Zorlu Tekstil, ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonuyla 2025’te tekstil cirosunun yüzde 50’sinin akıllı tekstilden gelmesini hedefliyor.

Tekstil sektörüyle çıktıkları yolda adım adım büyüyen bir grup olan Zorlu Ailesi, Zorlu Tekstil çatısı altında akıllı tekstille büyüme stratejilerine hız verdi. Zorlu Tekstil’in Bursa’daki Korteks fabrikasında, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, firmada başlatılan döngüsel ekonomi tabanlı akıllı dönüşümle ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonlarını ekibiyle birlikte anlattı. Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Zorlu Tekstil Grup Başkanı Necat Altın ve Korteks Genel Müdürü Barış Mert’in de bulunduğu ekipte yeni hedefler konuşuldu.

Dünyada 160 milyar dolara ulaşan akıllı tekstil pazarının, 2025 yılında 475 milyar dolara, 2030’da ise 3 trilyon dolara ulaşması hedefleniyor. 2019’da cirosunun yüzde 20’sini akıllı tekstilden elde eden Zorlu Tekstil, 2025’te cirosunun yarısını akıllı tekstilden geleceğini öngörüyor.

Zorlu, Akıllı Tekstile Yaptığı Yatırımları Arttırarak Sürdürecek

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, Türkiye’de sanayi üretimindeki tüm zorluklara rağmen, yeni teknolojileri takip ederek üretime devam edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, sektörlerinde en çok istihdam yaratan şirket olduklarını, fabrikalarındaki akıllı yatırımlar sayesinde çalışan sayısı düşerken ek yatırımlarla yeni istihdam alanları açtıklarını anlattı.

Yüngül, “Geleceği odağına alan ve bu anlamda dünyadaki yenilikleri takip eden bir grup olarak tüm yeniliklerin beşiği, çıkış noktası olarak gördüğümüz Silikon Vadisi’ni ve daha başka merkezleri sıkı takip ediyoruz. Hatta burada bir şirketimiz de var. Özellikle tekstilin bu konuda çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü tekstil iletken kumaşlardan teknik tekstile, giyilebilir teknolojiden enerjiye, güvenlikten sağlık endüstrisine kadar her alanla ortak kesişim kümeleri oluşturan çözümlerin merkezinde yer alıyor. 2008-2009 yılı global ekonomik krizinden önce 60 milyar dolar civarında olan küresel akıllı tekstil pazarı, bugün 160 milyar dolara koşuyor. Çin, ABD ve Almanya’nın sürükleyici gücü oluşturduğu bu pazarda, ülke olarak geçen yıl 1.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Fakat pazarın potansiyelini ve kaydettiği gelişimi düşündüğümüzde bu konuda daha gidebileceğimiz çok yol var. Sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi olarak ele alan ve teknolojiden beslenen yenilikçi bir grup olarak Silikon Vadisi’nden aldığımız ilham ve yaptığımız araştırmalar neticesinde akıllı tekstile uzun süredir yaptığımız yatırımları arttırarak sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

200 Milyon Dolar İhracat Hedefi

ZORLU Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, Zorlu Tekstil’in geçen yıl toplam 605 milyon dolar ciroya ulaşırken 186 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. 2020’de 620 milyon dolar ciro ve 200 milyon dolar ihracat hedeflediklerini söyleyen Altın, “Önümüzdeki dönemde ticaret kanalımızı daha da akıllandıracağız. Başlattığımız akıllı dönüşüm ile 2025’e kadar ciromuzu 2 kattan fazla artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Yerli Otomobilin İplikleri Korteks’ten

Türkiye’nin yerli otomobili projesindeki ‘5 babayiğitten biri’ olan Zorlu’nun tekstil bölümü, aynı zamanda dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerinin tedarikçisi konumunda bulunuyor. Araçların tavan iplikleri konusunda uzmanlaştıklarını ifade eden Yüngül, “Yerli otomobilin tavan ipliklerini de Korteks verir, o iş de bize yakışır.” dedi. Korteks Genel Müdürü Barış Mert de otomotivde dünya markaları ile çalıştıklarını yaklaşık 5 bin ton otomotiv ipliği ihracatıyla Avrupa’daki tüketimin yüzde 15’ini tek başlarına karşıladıklarını söyledi. Audi, Mercedes, BMW’nin araç tavan ipliklerini Korteks’in verdiğini dile getiren Mert, “5-6 yıldır da dolma kalem ipliği yapıyoruz. Eylül 2020’de fabrikada geri dönüşüm makinesi faaliyete geçecek. Pet şişeler ipliğe dönüşecek. İlk başta günlük 600 kilo ile başlayacağız. Bu iş için 5 milyon dolarlık bir yatırım yaptık.” bilgisini verdi.

Lenzing ™ Elyafları; Suda, Toprakta ve Kompostta Tamamen Biyoçözünür Özelliğe Sahip

Lenzing Grubu, bağımsız araştırma laboratuvarı Organik Atık Sistemleri (OWS) tarafından elyaflarının, tatlı suda tamamen biyoçözünür olduğunun teyidini aldı.

OWS tarafından yürütülen ve TÜV Austria tarafından verilen yeni uluslararası sertifikalar, Lenzing ™ Viskoz, Lenzing ™ Modal ve Lenzing ™ Lyocell elyaflarının; toprak, tatlı su, kompost, deniz suyu gibi tüm doğal ve endüstriyel ortamlarda biyolojik olarak parçalanabildiğini doğruladı.

OWS’de, selülozik ürünlerin ve sentetik elyaf polyesterin biyoçözünürlüğü, tatlı su içinde ISO 14851 gibi geçerli uluslararası standartlara göre test edildi. Deneme süresinin sonunda, Lenzing ™ odun esaslı selülozik elyaflarının, pamuk ve kâğıt hamuru ile sentetik polyester elyafların aksine, tatlı suda tamamen biyobozunur olduğu ispatlandı.

Sentetik malzemelerin biyolojik olarak çözünmez olması, atık su arıtma tesislerinde ve potansiyel olarak deniz çöpünde büyük sorunlara yol açıyor. Lenzing Grubu İcra Kurulu Başkanı Stefan Doboczky, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Lenzing Grubu, kullanımdan sonra doğaya geri dönen biyoçözünür elyaflar üretmek için yenilenebilir hammadde odununa dayalı döngüsel bir iş modeli işletiyor. Bu tam döngü, şirket stratejimiz sCore TEN’e dâhil edilen sürdürülebilirliğin temel değerinin başlangıç noktasını şirketimizin ‘varlık sebebini’ oluşturuyor. Bu pozisyona ayak uydurarak sadece tedarikçilerimizin, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın değer zincirindeki işlerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda tüm tekstil ve nonwoven endüstrilerin durumunu iyileştiriyoruz.”

Hem tekstil hem de nonwoven endüstrisi, çöp konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Mevcut eğilimler devam ederse okyanuslar, 2050 yılına kadar balıktan daha fazla plastik içerme sorunuyla karşı karşıya kalacak. Bu nedenle, dünya çapındaki yasama organları artık konuyu görmezden gelemiyor ve büyük miktarda atığı sınırlandırmayı amaçlayan plastik mevzuatına yöneliyor.

Bunun üzerine, Avrupalı milletvekilleri şu anda AB üye ülkelerinde ulusal mevzuata aktarılmakta olan Tek Kullanımlık Plastik Direktifini yayınladı. Geleneksel ıslak mendiller ve hijyen ürünleri çoğunlukla plastik içeriyor ve bu nedenle seçilecek ürün kategorilerinden biri olarak tanımlanıyor. Genellikle STK’lar ve yasa koyucular tarafından, biyolojik olarak parçalanabilen ahşap esaslı selülozik elyaflardan üretilen mamul ürünler, daha az kirletici alternatifler arasında bulunuyor. Mikro plastik içeren plastik atıklar, yüzyıllarca çevrede kalabiliyor. Buna karşılık, biyoçözünür malzemeler tek kullanımlık plastiklerin en iyi alternatifi olarak görülüyor. Çünkü bunlar, tanım gereği tamamen doğaya karışabiliyor ve bu nedenle geri dönüşüme ihtiyaç duymuyorlar.

Oerlikon Suni Elyaflar Segmenti, 2019 Yılında Sipariş Alım Ve Satışlarını Artırdı

Olumsuz piyasa eğilimleriyle karşı karşıya olan Oerlikon Grubun sipariş alımı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 azalarak 690.35 milyon Dolar’a geriledi. Ancak Grup, satışlarını % 5,3 arttırarak 720 milyon Dolar’a çıkarmayı başardı.

Oerlikon Group CEO’su Dr. Roland Fischer “Giderek zorlaşan pazar ortamında, suni elyaf segmentimizin güçlü sonuçlarıyla, 2019’un ikinci çeyreğinde ve ilk yarısında iyi bir performans sergiledik.” dedi. Fischer, şöyle devam etti. “Grup satışlarını artırdık ve faaliyet kârlılığımızı sürdürdük. İkinci çeyrekte zayıf piyasalar nedeniyle grup siparişleri biraz düştü. Sonuçlar, zorlu piyasalarla karşı karşıya kaldığımızda şirketimizin göstermiş olduğu direncin altını çizdi, ayrıca sağlam bir strateji ve iş modeline sahip olduğumuzu ispatladı.”

“Dünyadaki ekonomik büyüme duraklıyor, bu da ekipman ve sanayi üretiminde daha düşük yatırımlara yol açıyor. Bu gelişmeler, yarı iletken ve elektronik gibi sektörleri kapsayan, otomotivden alet ve genel endüstriye kadar, nihai pazarlarımızın çoğunu etkiledi. Jeopolitik ve pazar belirsizlikleri artarken, yılın ikinci yarısında yüzey çözümleri segmentimiz için beklenen pazar toparlanmasının artık mümkün olmaması nedeniyle, 2019 için planlamamızı ayarladık.” diyen Dr. Fischer, “Yeniden değerlendirmemize dayanarak, 2018 yılı ile tamamen aynı performans seviyesini sunmayı umuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Oerlikon Group ikinci çeyrek incelemesi

2019 yılının ikinci çeyreğinde küresel ekonomi, dış ticaret anlaşmazlıkları nedeniyle daha da yavaşladı. Beklenenden daha zayıf sanayi üretimi düşük hacimlere çevrildi ve dolayısıyla ekipman yatırımlarına yatırım yapmak ve hizmet talebi azaldı. Bu gelişmeler, otomotiv, takım genel endüstriler ve kısmen havacılıkta dâhil olmak üzere birçok pazarda tescil edildi.

Olumsuz piyasa eğilimleriyle karşı karşıya olan Oerlikon Grubun sipariş alımı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 azalarak 690.35 milyon Dolar’a geriledi. Ancak Grup, satışlarını % 5,3 arttırarak 720 milyon Dolar’a çıkarmayı başardı ve Oerlikon’un uzun vadeli cazip pazarlarda teknolojik liderliğe dayanan yapısal büyümesini ve esnek iş modelini vurguladı.

Sabit döviz kurlarıyla satışlar 740 milyon Dolar seviyesinde gerçekleşti. İkinci çeyrek için FAVÖK,% 17,3 marja karşılık gelen 124 milyon Dolar’a yükseldi. 2019 yılının ikinci çeyreği için FAVÖK 71,94 milyon Dolar veya satışların % 10,1’i seviyesindeydi. İkinci çeyrek performansı, 12 aylık Oerlikon Grubunun % 9,5 oranında kullanılmış sermaye geri dönüşüne (ROCE) neden oldu.

Oerlikon Grubu’nun ilk yarısına genel bakış

2019’un ilk yarısında, Grup’un sipariş alımı, 2018’in ilk yarısında, esas olarak el yapımı elyaf işinde rekor seviyeye bağlı olarak yıllık bazda % 5,7 azalarak 361,77 milyon Dolar’a geriledi. Satışlar bir önceki yıla göre % 4.3 artarak 1.360 milyon Dolar’a ulaştı. Satışlardaki artışla birlikte FAVÖK, yarıyıl için % 16,2’lik bir marja karşılık gelen 219,94 milyon Dolar oldu. İlk yarıyıl boyunca devam eden faaliyetlerden elde edilen sonuçlar 82 milyon Dolar’a ulaştı; bu da esas olarak satış maliyetlerindeki artıştan ötürü bir önceki yıla göre % 12 düşüş gösterdi.

30 Haziran 2019 tarihi itibariyle Oerlikon, % 48 oranında öz kaynak oranını temsil eden 1.847 milyon Dolar öz sermayeye (ana ortak hissedarlar için) sahip. (2018 yıl sonu: % 44). 30 Haziran 2019 tarihindeki net nakit, hisse başına 1.03 Dolar temettü ödemesi ve 308 milyon Dolar İsviçre tahvilinin geri ödenmesinden sonra 390 milyon Dolar (2018 yıl sonu: 409 milyon Dolar) olarak gerçekleşti. 2019 yılının ilk yarısına ait faaliyetlerden kaynaklanan nakit akışı, 2018’deki 199 milyon Dolar’a kıyasla alacak ve stoklardaki artışın yanı sıra borç ve alacak yükümlülüklerindeki azalış nedeniyle -11,31 milyon Dolar’a düştü.

2019’un ikinci yarısında, jeopolitik istikrarsızlıklardan ve ticari anlaşmazlıkların yoğunlaşabileceği endişeleriyle karşı karşıya kalındığından küresel ekonomik yavaşlamanın hüküm sürmesi bekleniyor. Sonuç olarak, Oerlikon planlamasını yapıyor. Yukarıda belirtilen ortama rağmen, Grup siparişleri, satışları ve FAVÖK marjının 2018’deki ile aynı düzeyde sürdürülmesi öngörülüyor. Özellikle, sipariş alımının 2,77 milyar Dolar’a ulaşması, satışların 2,67 milyar Dolar’ı aşması ve FAVÖK marjının % 15,5 civarında gerçekleşmesi bekleniyor.

Suni Elyaf Segmenti

Suni Elyaf Segmenti, yüksek performans seviyesini sürdürmeyi başardı – ikinci çeyrekte sipariş alımını % 5.7, satışlarını ise % 18.5 artırdı. İkinci çeyrekteki satışlar, segmentin 2013’ten bu yana elde ettiği en yüksek satış seviyesine yükseldi. Satış büyümesi, öncelikle filament ekipmanları ve tekstüre gibi tekstil uygulamalarında kaydedildi ve endüstriyel iplik eğirme (özel filament) ve nonwoven kumaşlarında (tesis mühendisliği) kullanılan sistemlere olan sağlıklı taleple doğrulandı.

Avrupa’daki satışlar (>% 140), düşük bir temelden de olsa önemli ölçüde yükselirken, Çin % 26 büyüme kaydetti. Satışlardaki düşüş, 2018 yılının ikinci çeyreğine göre Kuzey Amerika’da (% -15) ve Hindistan’da (-85%) kaydedildi.

VEOCEL™ Sürdürülebilirlik ve Biyo-Çözünürlüğü Artıran Yeni Standartlarını Tanıttı

VEOCEL™ markalı elyaflarda yeni sertifika planı geliştiren Lenzing, elyaf markasını çevreye duyarlı müşterilerine güven veren bir standarda kavuşturuyor. Yüzde 100 selülozik ve biyo-çözünür elyaftan üretilen kişisel bakım ve güzellik ürünleri artık VEOCEL™ logosuyla sunulabilecek.

Lenzing Group (Lenzing) özel nonwoven kumaş içeren markası VEOCEL™ için yeni ortak marka standart kriterlerini tanıttı. VEOCEL™ logosu 1 Temmuz 2019’dan itibaren yalnızca %100 selülozik ve biyo-çözünür elyaflarla yapılan kişisel bakım ve güzellik ürünlerinde yer alacak. Bu girişim, tüketicilerin; ıslak mendil, nemli tuvalet mendilleri ve yüz maskeleri gibi sürdürülebilir nonwoven kumaşlardan üretilen kişisel bakım ve güzellik ürünlerini tespit etmesini kolaylaştırmayı amaçlayan ve etiketiyle güven veren elyaf içerikli bir marka oluşturmak amacıyla gerçekleştirildi.

Nonwoven kumaştan elde edilen elyaflar üreten ve daima sürdürülebilirliği ön planda tutan Lenzing, tüketicilerin çevreye duyarlı tercihler yapması için ilk adımı atmış oldu. Kişisel bakım ve güzellik ürünlerini VEOCEL™ logosu ile sunmak isteyen markalar ve perakendeciler artık tamamen selülozik ve biyo-çözünür ham madde karışımlarını kullanabilecekler. Lenzing bu cesur girişimle tek kullanımlık ürünleri gönül rahatlığıyla kullanmak isteyen tüketiciler için sürdürülebilir çözümler sunma konusundaki kararlılığını da tescillemiş oldu.

VEOCEL™ marka vaadi ve yeni sertifika standartları güçleniyor

VEOCEL™’in marka vaadi olan “doğal döngüsellik” konsepti şu üç esasa dayanıyor: Botanik kökenli, çevresel bakımdan sağlıklı üretim ve biyo-çözünürlük.

VEOCEL™ markalı elyaflar, yenilenebilir ahşaptan üretiliyor ve çevreye duyarlı süreçlerle elde ediliyor. Tamamen biyo-çözünür yapıda olan elyaflar, çöpe atıldıktan sonra güvenli ve hızlıca çözünerek tamamen dönüşebiliyor.

VEOCEL™ markalı ürünler, kişisel bakım ve makyaj temizleme bezlerinde kullanılan elyaflardan, nemli tuvalet kâğıtlarına ve yüz maskelerine kadar geniş bir yelpazede sunuluyor. Yeni sertifika standartları ile daha da güçlenen VEOCEL™ markasının güven vaat eden etiketleri sayesinde VEOCEL™ marka elyaflarla harmanlanan LENZING™; marka viskon, pamuk ve kağıt hamuru gibi yalnızca %100 selülozik ve biyo-çözünür malzemeler elde ediyor. Bu ciddi önlemler sayesinde VEOCEL™ markasının güven vaat eden etiketinin ortaya çıkmasıyla tüketiciler de VEOCEL™ ortak markalı ürünlerin, fosil bazlı malzemeler ve biyo-plastik içermediğinden emin olabiliyorlar.

Gündem

H&M Kıyafet Toplama Programı Geri Dönüşüme Büyük Katkı Sağlıyor

Modada geri dönüşüm adıyla başlattıkları projede Türkiye için Kıyafet Toplama Programı’nı harekete geçiren H&M sürdürülebilir bir moda geleceğini amaçlıyor. İsveç merkezli H&M firmasının başlatmış olduğu çalışma tüm dünyada uygulanıyor.

H&M’in sürdürülebilir bir moda geleceği adına başlatmış olduğu küresel bir girişim olan Kıyafet Toplama Programı geri dönüşüme büyük katkı sağlıyor. Artık kullanılmayan, yırtılan, kesilen, sökülen, teki kaybolan, beğenilmeyen her türlü kıyafet H&M mağazasına götürüldüğünde onlara yeni bir hayat kazandırılıp ekosisteme katkıda bulunuyor.

Modanın çöpe gitmesine izin vermeyin diyerek “Bring It” sloganıyla kampanyayı duyuran H&M, ikinci şans için giysilerin çok fazla yıpranmış giyilmeyecek durumda olup olmamasının önemli olmadığını vurguluyor. Hatta eski, yırtık ya da rengi solmuş ev tekstili ürünleri de kampanya dâhilinde yer alıyor. Bu programda giysiler öncelikle toplanıp sınıflandırılıyor ve daha sonrasında bu sınıflandırmaya göre kendilerine uygun aşamaya yönlendiriliyor.

Bu program kısaca 3 aşamadan oluşuyor. Bu aşamalar:

Yeniden Giy

Tekrar giyilebilecek kıyafetlerin atığa dönüşmesini engellemek amacıyla oluşturulan bu adımda ürünler sıfır atığa uygun bir biçimde atık üretimini azaltmak için kullanılmaya devam ediliyor.

Tekrar Kullan

Artık kullanımına imkân olmayan giysiler ayrıştırılarak yeni ürünlere dönüştürülüyor. Bu şekilde de kullanım yeterliliğini kaybetmiş ürünler atık olmadan tekrar kullanıma kazandırılıyor.

Geri Dönüştür

H&M’in bu konuda şöyle bir mesajı bulunuyor:

“Kullanmadığınız giysilerinizi içeren poşetinizi size en yakın mağazadaki geri dönüşüm kutusuna bırakın. Markası ve durumu fark etmeksizin, teki kayıp çoraplar, eskimiş tişörtler ve eski çarşaflar dâhil olmak üzere her türlü tekstil ürünü kabul edilir. Ürünler en yakın geri dönüşüm tesisine gönderilir ve elle ayrılır. Bıraktığınız her bir tekstil ürünü torbası için, bir sonraki heyecan verici alışverişinizde kullanabileceğiniz bir indirim kuponunu alma hakkına sahip olursunuz.”

Tekrar kullanılamayan kumaşlar tekstil lifi olarak ikinci bir şans elde ediyor ya da otomotiv endüstrisine yönelik yalıtım ve nemlendirme amaçlı malzemelerin üretiminde kullanılıyor. Toplanan kıyafetlerden elde edilen gelirin tamamı tekstil geri dönüşüm araştırmalarına ve sosyal sorumluluk projelerine bağışlanıyor.

Peki, verilen tekstil ürünleri ne oluyor?

Tersine lojistik kullanılarak, toplanan giysiler firmanın depolarına ve toplama noktalarına götürülüyor. Çözüm ortağı olan I:CO toplanan giysileri buralardan alıyor ve en yakın ayrıştırma yerleşkesine götürüyor.

Toplanan ürünler, kategorilere ayırılıyor ve önce kullanılabilir durumda olanlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere ayrılıyor. Daha sonra hiç kullanılamayacak durumda olanlar temizlik bezi ve ileri dönüşüm ürünlerine dönüştürülüyor. Bir kısmı da öğütülüp inşaat ve otomotiv endüstrisinde dolgu malzemesi olarak kullanılıyor. Bazı ürünlere tekstil lifi olarak yeni bir şans tanınıyor. Bunlar ip haline getiriliyor ve H&M Conscious ürünlerinde kullanılıyor.

Bu süreç boyunca atılan boşa giden hiçbir şey olmuyor. Düğme ve fermuar bile ayrıştırılıp geri dönüştürülüyor. Hatta oluşan toz dahi kullanılıyor. Küp şeklinde basılıp kâğıt endüstrisine mukavva yan ürünü olmak üzere gönderiliyor. En son kalan yüzdeyi de yakarak enerjiye dönüştürüyorlar.

Tekstil Geri Dönüşümü, Hem Ekonomiye Hem Doğaya Büyük Katkı Sağlıyor

Sanayileşmenin beraberinde getirdiği doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliğinin artması gibi sorunlar geri dönüşüm kavramı büyük önem kazandı. Petrol sektörünün ardından dünyada en fazla kirlilik yaratarak ikinci sırada gelen tekstil sektörü için de geri dönüşüm alanında çalışmalar gün geçtikçe hız kazandı.

Tekstil atıkları; suni iplik fabrikalarından çıkan atıklardan, tekstil imalatı atıkları ve tüketici atıklarından oluşuyor. Tekstil ve konfeksiyon sektörü için uluslararası çözümler üretmeye çalışan kuruluşlar, tekstil atıklarının yeniden kullanımı ve geri kazanımı konusunda çalışmalar yürütüyor.

Kıyafetlerin yeniden değerlendirilmesinin taşıdığı büyük önemle birlikte tekstil ürünlerinin yüzde yüze yakınının geri dönüştürülebilmesi konusunda yoğun çalışmalar gerçekleştiriliyor. Örneğin; denim ürünleri, en fazla yüzde 20 geri dönüşüm pamuk elyafı içerebiliyor. Kaliteyi düşürmeden bu oranı arttırmak için daha fazla teknolojik yenilik gerekiyor. Denim ürünlerinin geri dönüşümünde, kullanılmayan denim ürünleri lif haline gelene kadar parçalanıyor. Elde edilen liflerin büyük kısmı yalıtım malzemesi olarak kullanılırken kalan kısım ise yeni kumaş üretmek üzere, kullanılmamış lifler ile karıştırılıyor.

Geri dönüşüm, karbon ayak izinin azalmasına yardımcı oluyor

Giysileri geri dönüşümde kullanmak için geri dönüşüm tesislerine ihtiyaç duyuluyor. Günlük 500 ton veya daha fazla tekstil ürünü toplanabildiği takdirde, geri dönüşüm tesisi kurulabiliyor. Atıkların geri dönüşümü sayesinde; doğal kaynaklar korunmuş, enerji tasarrufu sağlanmış, atık miktarı azalmış, ekonomiye katkı sağlanmış, geleceğe yatırım yapılmış oluyor.

Basit bir tişörtü ve kot pantolonu üretebilmek için 8 ton ve üstü miktarda su harcanıyor. Aynı zamanda kumaşların birer kıyafet haline getirilmesinde tahmin edilemeyecek kadar kimyasal malzeme ve enerji kullanılıyor. Konvansiyonel pamuktan ya da rengârenk kıyafetleri oluştururken kullanılan kumaş boyalarından da çevreye çok fazla oranda ve çeşitte kimyasal madde salınıyor. Bu fazla miktardaki su ve enerjinin geri kazanılmasına, kullanılmayan kıyafetleri yeniden üretim döngüsüne ekleyerek başlanılması gerekiyor.

Kıyafetlerin tekrar üretim döngüsüne kazandırılmasıyla doğaya salınan kişi başı karbon miktarını gösteren karbon ayak izi düşüyor. Böylece doğaya katkı sağlanıyor. Bir yerlere araçla gitmek yerine yürümek ya da bisiklet kullanmayı tercih etmek, özel araç yerine toplu taşımayı kullanmak, eski kıyafetleri geri dönüşüme kazandırmak gibi davranışlar karbon ayak izinin düşmesine yarıyor. Tek bir kot pantolonun üretime yeniden kazandırılmasıyla havaya salınan 32 kg karbonun ve 400 MJ enerjinin üretimde yeniden kullanılmasına dolayısıyla havaya salınan karbon miktarının artması yerine sabit kalmasına yardımcı oluyor.

Tekstil Geri Dönüşümü Nasıl Yapılır?

Tekstil geri dönüşümü, diğer maddelerin yeniden kazanımı ile neredeyse aynıdır ve de aynı evrelerden geçer. Öncelikle fabrikalar başta olmak üzere üreticilerden, tüketicilerden elde edilen atıklar kendi içinde kumaş rengi, cinsine göre belli bir sıraya koyulur. Doğru yapılan bir sınıflandırma, geri dönüşümün en önemli noktasıdır.

Herhangi bir yanlışlık yapıldığında geri dönüşümden elde edilen ürün de farklılık gösterebilir. Belli işlemlerden geçtikten sonra elde edilen yeni madde, kullanım farklılıklarına göre yeni alıcılarına satılır ve ekonomiye tekrar kazandırılır.

Kumaşın geri dönüşümü

Diğer geri dönüşüm alanlarının dışında kumaş geri dönüşümü daha risklidir ve daha çok emek gerektirir. Kumaş geri dönüşümünde daha yoğun geçen bir rekabet söz konusudur. Kumaşın hangi renkte olduğu, kumaşta bulunan yabancı madde oranı ve kalitesi bu geri dönüşüm kolunda en önemli etkenlerdir. Bir atık ne kadar ağır bir zarar aldıysa geri dönüşümü yapan çalışanlarının o kadar vaktini alır ve özenli bir çalışma gerektirir. Kumaşın hangi renge boyandığı da önemlidir. Bir kumaş ne kadar çok boya aldıysa, o kadar değersizleşir ve geri dönüşüm için zor bir atık haline gelir.