Yozgat Bozok Üniversitesi, Endüstriyel Keneviri Üretip Ekonomiye Kazandıracak

Son zamanlarda gündeme getirilmesinin ardından stratejik bir tarım ürünü olarak ülke gündeminde yer alan kenevir üretiminin yaygınlaştırılması için bilimsel çalışmalara yönelen Yozgat Bozok Üniversitesi, üretimi yaptıktan sonra ekonomiye kazandıracak.

Tekstilden otomobil sektörüne, inşaat malzemelerinden kozmetik ürünlere, biyokütle yoluyla enerji sektöründen gıda sanayine kadar birçok kullanım alanı bulunan endüstriyel kenevirin ekimi, Yozgat ve çevresinde Bozok Üniversitesi tarafından yapılıyor. Kenevirin ülke genelinde yaygınlaştırılması ve ekonomiye kazandırılması amacıyla ‘endüstriyel kenevir’ alanında ihtisas üniversitesi olan Yozgat Bozok Üniversitesi, merkez ve Boğazlıyan ilçesinde yerli ve yabancı olmak üzere 16 çeşit kenevirin deneme ekimini yaparak çalışmalara başladı. Bu kapsamda üniversite bünyesinde Kenevir Araştırmaları Enstitüsü kuruldu ve 6 araştırma grubu ile 100’ün üzerinde akademisyen endüstriyel kenevir alanında bilimsel çalışmalara yöneldi.

“Kısa süre içerisinde çok ciddi bir mesafe kat ettik”

Ocak ayı itibariyle Yozgat Bozok Üniversitesi’nin endüstriyel kenevir alanında ihtisas üniversitesi olduğunu hatırlatan Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ, “Türkiye’de bu alanda misyon olarak YÖK, bize biyokütlenin değerlendirilmesi ile ilgili görevler verdi. Hedefimiz önemli bir bitki olan kenevirin ekonomiye kazandırılmasını sağlamak. Kenevirin değerlendirilmesi ile ilgili süreci Yozgat Bozok Üniversitesi, ihtisas üniversitesi olmasıyla birlikte başlatmış oldu. Çok kısa süre içerisinde çok ciddi bir mesafe kat ettiğimizi söyleyebiliriz. Kenevir ile ilgili sektörde bir aşamaya gelmiş firmalar bizlerle buluşmaya başladı. Bu firmalarla yakın zamanlarda birlikteliklerimiz, ortaklıklarımız olacak. Bu konuda biz çok heyecanlıyız. Çünkü Türkiye’de kenevirin ekonomiye kazandırılması ile ilgili tek misyonu olan üniversite biziz.” dedi.

Kenevirden yararlanarak yeni nesil batarya üretimi gerçekleştirmek için çalıştıklarını da anlatan Rektör Prof. Dr. Karadağ, “Kenevir akla hayale sığmayacak birçok alanda kullanılabiliyor. Bunlardan bir tanesi de enerji sektörüdür. Kenevirin başta biyo kütlesinin özellikle selülöz kısmını, biyo etanol üretiminde ki bu biyo etanolün en az benzinli araçlarda yüzde 10 oranında kullanılma zorunluluğu var. Özellikle pandemi sürecinde etanol ciddi anlamda değer kazandı. Biyo etanolün üretilmesi de dâhil olmak üzere yeni nesil batarya olan süper kapasitör dediğimiz batarya üretiminde de kenevirden yararlanacağız.” şeklinde konuştu.

“Kenevir ile ilgili yasal düzenlemelere ihtiyacımız var”

Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Kenevir Araştırma Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Güngör Yılmaz ise “Kenevirin, Anadolu’da çok uzun yıllardan beri üretildiğini biliyoruz. Üç yıldan beri çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gerek sektörü gerek bu anlamda çalışma yapacak bilim insanlarını bir araya getirdik. Şu anda dünyada, kenevirin kökünden en üst noktasına kadar her bir dokusu çok değişik sektörler ve alanlar tarafından kullanılıyor. Çok ciddi paraların döndüğü sektörler oluştu, tıbbi sektör bunlardan bir tanesidir. Ama bu sektörlerin canlanabilmesi için özellikle medikal anlamda kenevir üretimi ile ilgili yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. Ama maalesef biz şu anda çalışabilme noktasında bazı kısıtlamalara sahibiz. Bu noktada yeni güncel kenevir yasasına özellikle uyuşturucularla ilgili yasanın gözden geçirilmesine ve onun güncellenmesine ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Bursa, İKMAMM ile Kompozit Teknolojilerinde Söz Sahibi Olacak

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından ileri kompozit malzeme üreten ve kullanan sektörlerin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak ve sektörün Ar-Ge altyapısını güçlendirmek amacıyla İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi (İKMAMM) kuruldu.

Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde 17 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen İKMAMM, sanayicilere hem Ar-Ge hem de test merkezi olarak hizmet verecek.

BTSO tarafından Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) destekleriyle, Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM) bünyesinde kurulan İKMAMM’ın açılışı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bursa sanayisinin katma değeri yüksek teknolojik ürünlere geçişinde ve sektörel dönüşümünde kritik bir rol üstlenecek olan İKMAMM, geleceğin teknolojisi olarak nitelendirilen kompozit malzemeler alanında Bursa’yı bir teknoloji üssü konumuna taşımayı hedefliyor.

20 Farklı Test, 5 Farklı Yöntemle Prototip Altyapısı

Sektörde Ar-Ge çalışmalarına öncülük edecek olan İKMAMM, prototip üretiminden test ve analiz faaliyetlerine kadar geniş bir uzmanlık yelpazesinde hizmet verecek. Kompozit alanında 20 farklı test ve 5 farklı yöntemle prototip altyapısı sunan merkez, özellikle numune üretimi alanındaki güçlü donanımıyla dikkat çekiyor. Merkezde kompozit malzemelerle ilgili temiz oda, otoklav, RTM kalıplama, termo-plastik kalıplama presleri, kür fırını, pre-preg makinesi gibi cihazlar yer alıyor.

Türkiye’nin En Kapsamlı Yanma Laboratuvarı

Türkiye’nin en kapsamlı yanma laboratuvarlarından birinin yer aldığı İKMAMM, raylı sistemler, otomotiv ve havacılık sektörlerinde kullanılan ekipmanların yanma testlerinin Türkiye’de yapılmasına imkân sağlayacak. Sanayiciler daha önce yurt dışında yüksek maliyetlerle gerçekleştirmek zorunda kaldıkları söz konusu testleri çok daha uygun maliyetlerle hızlı ve güvenilir bir şekilde İKMAMM’da gerçekleştirebilecek.

Üniversite-Sanayi İş Birliğine Destek

İKMAMM, üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi noktasında da önemli bir misyon üstlenecek. Merkez, kompozit malzeme üretimi yapan firmalarla üniversite-sanayi iş birliği kapsamında spesifik projeler geliştirilmesine imkan sağlayacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önümüzdeki 3 yıllık süreçte İKMAMM üstünden 25 KOBİ’ye teknik destek verip ileri teknolojili ürünler geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri için destek olacak. Ayrıca TÜBİTAK Sanayi-Doktora Programı kapsamında 23 doktora öğrencisi araştırmacı, Ar-Ge ve üretim süreçlerinde uzman İKMAMM ekibiyle birlikte çalışacak.

“Kompozit Sektörünü Örgütleyen Yeni Bir Model”

Merkezin, GUHEM ile birlikte gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kompozit malzemelerin yüksek mukavemetli ve çevre dostu oldukları için gelecek yıllarda otomotiv başta olmak üzere; tekstil, savunma, havacılık ve raylı sistemler gibi birçok sektörde yoğun şekilde kullanılacağını söyledi. Kompozit malzemeleri geliştirmenin çok ciddi bir bilgi birikimi ve Ar-Ge altyapısı gerektirdiğini kaydeden Bakan Varank, “Bursa sanayisi bu malzemeleri geliştirmede yeni kabiliyetler edinsin diye İKMAMM’ı kurduk. Firmalar, kendi bünyelerinde gerçekleştiremedikleri Ar-Ge’yi buradaki altyapıları kullanarak geliştirme imkânına sahip olacaklar. Burayı sadece bir araştırma merkezi değil, aynı zamanda kompozit sektörünü örgütleyen yeni bir model olarak görmemiz gerekiyor. Merkez kanalıyla firmaların ticari gelişimlerini hızlandıracağız. Dolayısıyla, Ar-Ge’den çok daha fazlasını sunan bir altyapıyı Bursa’ya kazandırıyoruz. Başka bir ifadeyle; hem sanayinin mevcut kabiliyetlerini geliştiriyor hem de yeni kabiliyetler edinmesini sağlıyoruz.” dedi.

“Bursa’nın Geleceğine Yapılmış Bir Yatırım”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, göreve geldikleri günden bu yana yüksek teknoloji ve katma değer üreten öncü bir Bursa oluşturmak hedefiyle kararlı adımlar attıklarını söyledi. İKMAMM ile son derece stratejik bir alan olan kompozit malzemeler sektöründe Bursalı sanayicilerin üretim kabiliyetini geliştirmeyi hedeflediklerini kaydeden Burkay, “BTSO olarak ortaya koyduğumuz vizyon ile sanayicilerimizi katma değeri yüksek iş alanlarına yönlendiriyoruz. Otomotiv, tekstil, makine gibi geleneksel sektörlerimizin yanında raylı sistemler, kompozit, havacılık ve savunma gibi sektörlerde de Bursa’yı küresel bir oyuncu haline getirmeyi amaçlıyoruz. İKMAMM bu noktada şehrimizin geleceğine yapılmış çok önemli bir yatırım. Yarının malzemesi olarak adlandırılan kompozit sektöründe firmalarımız bugünden bu teknolojileri geliştirme imkânına sahip olacak.” dedi.

“İki Mükemmeliyet Merkezi Daha Kuracağız”

BUTEKOM bünyesinde Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’nin ardından Bursa’ya kazandırdıkları ikinci mükemmeliyet merkezi olan İKMAMM’ın kompozit sektöründe özgün ürünlerin üretilmesi ve geliştirilmesi için gerekli olan güçlü Ar-Ge altyapısına sahip olduğunu kaydeden Başkan Burkay, “Tüm sanayicilerin merkezimizin imkânlarından faydalanmalarını bekliyoruz. Yakın zamanda nanoteknoloji ve mikromekanik-mikroelektronik alanlarında iki ayrı mükemmeliyet merkezini daha Bursa’mıza kazandırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Tüyap Fuar Alanı’nda Pandemi Sürecinde Düzenlenen İlk Uluslararası Fuar Yoğun İlgi Gördü

Global pandemi sürecinin ardından Türkiye’nin ilk uluslararası fuarı olarak kapılarını açan WoodTech Uluslararası Ağaç İşleme Makineleri, Kesici Takımlar, El Aletleri Fuarı, 10-14 Ekim 2020 tarihlerinde Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenleniyor. Yurt içinden ve dışından yoğun ziyaretçinin geldiği fuarda, girişten itibaren her noktada alınan önlemler, tüm katılımcı ve ziyaretçilerin en üst düzeyde korunmasını sağlıyor.
Türkiye’nin ilk ve tek ‘TSE Covid-19 Güvenli Hizmet Belgesi’’ni almaya hak kazanmış fuar alanı olan Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, güvenilir bir şekilde uluslararası fuarlara ev sahipliği yapmaya başladı.


Bu doğrultuda, 22 – 26 Haziran 2021 tarihinde yapılacak olan HIGHTEX 2021 Nonwoven ve Teknik Tekstiller Fuarı, alınan tüm tedbirler çerçevesinde, yurt içinden ve yurt dışından gelecek olan katılımcılarını ve ziyaretçilerini hijyenik, güvenilir ve sağlığı korumaya yönelik bir ortamda ağırlamaya hazırlanıyor. Fuarlarımızın çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.

Güney Biomedical, Maske Üretimiyle Medical Tekstil Sektöründeki Yerini Aldı

Korona virüsü (Covid-19) salgını sürecinde yeni atılımlar gerçekleştirerek tekstil sektörüne yönelik çalışmalarda bulunan firmalar arasında Teknik Fuarcılık Grubu’nun bir alt kolu olan Güney Biomedical de yerini aldı. Üretim hayatına yeni başlayan Güney Biomedical, günde yaklaşık olarak 250 bin adet maske üretiyor.

Korona virüsü (Covid-19) pandemi sürecinde birçok işletme; koruyucu maske, eldiven, cerrahi tulum gibi salgından koruyan tekstil ürünlerine yönelik çalışmalarda bulundu. Günde yaklaşık 250 bin adet maske üretme kapasitesiyle üretim hayatına başlayan Güney Biomedical yeni kurulmasına rağmen yüksek miktarda ürün satışı gerçekleştirdi. Firmanın, ihracat alanına yönelik çalışmaları da hızla devam ediyor.

Avrupa Birliği ülkelerinin standartlarında maske üretimi gerçekleştiren Güney Biomedical, hijyenik ve steril bir ortamda üretim yapılmasına da büyük önem veriyor. Firma, Avrupa Birliği ülkelerinin maske üretiminde kullandığı HEPA filtre klima ve havalandırma sistemini, üretim sahasında kullanarak ürünlerini, tamamen insan sağlığına yönelik şekilde üretiyor.

Üretim, Hijyenik Bir Ortamda Gerçekleştiriliyor

Güney Biomedical, ‘besafe’ adıyla ürettiği maskelerin, özellikle hijyenik olmasının dışında rahat kullanımına da önem veriyor.

Maskelerin üretim aşaması şu şekilde gerçekleşiyor:

Özel giyimli çalışanlar tarafından el değmeden hazırlanan ve üç katman kumaştan oluşan maskelere, ultrasonik cihazlardaki özel bir sistemle polipropilen (pp) kaplamalı yumuşak ve ayarlanabilir burun telleri takılıyor. Daha sonra bu maskeler, lastiklerin takıldığı tarafa yönlendiriliyor. Özel makinelerde lastikleri takılan maskeler, kalite ve kontrol ekibi tarafına iletiliyor. Kalite ve kontrolden onay alan maskeler, ambalajlama makinesinde ayrıştırılarak paketleniyor.

Güney Biomedical; üç kat spunbond (mavi ve beyaz), üç kat meltblown (mavi ve beyaz) olmak üzere dört çeşit maske üretimi gerçekleştiriyor. Maskenin iç yüzeyi, yumuşak emici ve hipoalerjenik nonwoven katmandan oluşuyor. Orta katmanda; spunbond / meltblown filtre nonwoven kumaş, dış katmanda ise hidrofobik spunbond nonwoven kumaş bulunuyor. Rahat elastik kulak askısı ile kulaklara olan basıncı ortadan kaldıran maskeler, kullanılan lateks içermeyen yuvarlak lastikler ve nonwoven kumaşlar sayesinde kulakta yara oluşturmuyor. Virüslerden, hava kirliliğinden, tozlardan ve polenlerden koruyan bu maskeler, hijyenik üretimi ve kaliteli malzemeleri sayesinde kullananlarda alerjik reaksiyonlara da sebebiyet vermiyor.

2019 EDANA Nonwoven Kumaş İstatistikleri Yayınlandı

Son iki yıldaki düşük büyüme oranlarına rağmen, genişletilmiş Avrupa nonwoven kumaş üretimi son on yıl içerisinde %4,4 yıllık ortalama büyüme oranına ulaşmayı başardı.

Nonwoven ve ilgili endüstrilere hizmet veren uluslararası birlik olan EDANA, 2019 Avrupa yıllık istatistiklerini yayınladı.

Son dönemdeki ekonomik koşullar ve özellikle birçok son kullanıcı sektörlerinin ekonomik darboğaza girmeleri sonucunda, genişletilmiş Avrupa (Batı, Orta ve Doğu Avrupa, Türkiye, Belarus, Ukrayna ve Rusya) ülkelerine ait rakamlar, toplam nonwoven üretiminin 2018’e göre hem ağırlık açısından (+%0.3) hem de yüzey alanı bakımından (+%0.5) istikrarlı bir şekilde gerçekleşti.

EDANA uluslararası birliği tarafından toplanan ve tasnif edilen rakamlara göre, Avrupa’da nonwoven kumaş üretimi, 2.782.917 tona ulaştı. Bu, yıllık büyümenin %1.5 olarak gerçekleştiği 2018 yılı üretim miktarı olan 2.774.194 ton ile hemen hemen aynı seviyededir. Büyüme rakamlarının düşük gerçekleştiği iki yıla rağmen, Avrupa’da gerçekleştirilen nonwoven üretimi son on yılda ortalama %4,4 büyüme kaydetti.

Açıkça görülüyor ki, farklı Avrupa ülkelerinde, çeşitli üretim aşamalarında ve nonwoven kumaşların pazar büyüklükleri arasında farklılıklar gözlemlendiği için, kesin bir sonuç çıkarmak adına daha derinlemesine bir analiz gerekli olacak.

EDANA uluslararası birliğinin Pazar Analizi ve Ekonomik İlişkiler Direktörü Jacques Prigneaux konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Açıkça görülen büyüme oranları açısından bakıldığında hava ile işlenmiş (airlaid) nonwovenlar bu yıl içerisindeki uzun vadeli eğilim ile uyumludur. Ancak aslında en yüksek büyüme oranı %5,5’ten biraz daha fazla gerçekleştiren hidro-birleştirme sürecindedir. Bununla birlikte, kuru serme (drylaid) teknolojilerindeki (termal, hava yoluyla, kimyasal olarak bağlanmış ve neddled punched) diğer birleştirme işlemleri ve ayrıca ıslak serilmiş nonwovenlar 2019’da sabit veya negatif büyüme oranlarına tanık oldular. Spunmelt nonwoven üretiminde, 2018’deki performansına kıyasla %0,6’lık bir büyüme kaydedildi.”

Nonwovenların en yüksek miktarda kullanımı, 2019 yılında %1,5 artışla 792.620 ton olarak gerçekleşen, %29’luk payı ile hijyen piyasası olmaya devam ediyor. 2019 yılında yüzde olarak en önemli artışlar masa örtülerinde (+%12,3) ve elektronik malzemelerde (+%6,8) gerçekleşti. Buna karşılık, satılan hacimler açısından bakıldığında birçok önemli sektör sınırlı (bazen negatif) büyüme oranları gerçekleştirebildiler. Örneğin, kişisel bakım mendilleri (+%1,6), bina/çatı kaplama (%-0,3), inşaat mühendisliği (%-1,5) ve otomotiv iç mekânları (%-2,5), gibi. Ayrıca, tıbbi uygulamalar, giysiler, tela ve duvar kaplamaları uygulamalarında da büyük düşüşler gözlemlendi.

Jacques Prigneaux konu ile ilgili şunları ifade etti:

“Katılımcı firmaların yardımı olmadan bu rakamlar bir araya getirilip düzenlenemezdi. Özellikle 2020’nin ilk çeyreğinin fırtınalı döneminde bize verilerini gönderme gayretlerinden ötürü katılımcı firmalara tekrar teşekkür ediyoruz. Katılımcı şirketlerin çabalarının bir araya gelmesi, ISO standartlarında gelişmiş bir nonwoven tanımı ve EDANA personelinin süreci sürekli takibi sayesinde, bu istatistikler üye şirketlerdeki planlama ve ölçümleme amaçları için giderek daha önemli hale geldi.’’

EDANA Genel Müdürü Pierre Wiertz ise şu duyuruyu yaptı:

“Tüm dünya, Covid-19 salgını sırasında tıbbi maskeler ve solunum maskeleri, önlükler, perdeler, tulumlar gibi tıbbi cihazlar ve kişisel koruyucu ekipmanlarla sağlık personelinin ve hastaların korunmasında nonwovenların önemli rolünü keşfetmeye devam ediyor. Bizim de nonwoven üretim ve satış istatistiklerini ve ticaret sınıflandırma kuralları üzerindeki pozisyonumuzu uyumlu hale getirmek için dünya genelindeki paydaş kurumlarla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bunun, güncelleştirilmiş ve geliştirilmiş ISO nonwoven tanımıyla birlikte, tüm sektöre hak ettiği tanınırlığı sağlayacağına inanıyorum.”

KOVID-19 ile Mücadeleye Destek Olan Nonwoven Ürünler

Edana tarafından yayınlanan bildiride, Korona virüsünün (KOVID-19) neden olduğu mevcut küresel sağlık krizi, yüz maskelerinin, dezenfekte edici mendillerin ve kişisel koruyucu giysilerin öneminin yanı sıra, tedarik zincirinin bu ürünlerin üretimini ve tedarikini sağlayacak şekilde devam ettirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Bu bağlamda, pandemiye karşı savaşa katkıda bulunan diğer nonwoven bazlı ürünleri de içeren resme daha geniş bakmak gerekiyor.

  • Hızlı test kitleri için bileşenler

Dünya çapında birçok teşhis şirketi, koronavirüsün kolay ve hızlı bir şekilde tespit edilmesi için test kitlerinin geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Bu kitler, kandaki virüsü tespit edebilen lif bazlı bileşenler içeriyor.

  • Biyo-numune toplama kartları

Bu kartlar, bulaşıcı hastalıkların geniş ölçekte taranması için kullanılıyor. Daha geleneksel sıvı örneklemesine bir alternatif olabilirler: doğrudan karta toplanan kan veya tükürük örnekleri, analizden önce ortam sıcaklığında saklanabilir ve taşınabilir.

  • Suni solunum cihazları için filtreler

KOVID-19’dan etkilenen en ciddi vakalar suni solunuma ihtiyaç duyduğundan vantilatörlerin güvenliğini ve hastalara sağlanan havanın kalitesini sağlamak için kullanılan filtre ortamına güçlü bir talep oluyor.

  • Laboratuvar filtreleri

Sağlık kuruluşları, hastaneler ve laboratuvarlar, özellikle KOVID-19’un tedavisi ve aşılanmasına yönelik araştırmalar için analiz, numune hazırlama ve laboratuvar çalışmaları için yeni zorluklarla karşı karşıyalar. Laboratuvar filtreleri, laboratuvar ölçekli uygulamalarda numunelerden partiküllerin uzaklaştırılması için kullanılıyor.

Türkiye, Nonwoven ve Teknik Tekstiller Alanında Gelişmiş Bir Kapasiteye Sahip

Dünya, KOVID-19 pandemisi sırasında; tıbbi maskeler, solunum maskeleri, solunum cihazları, önlükler, perdeler, tulumlar gibi tıbbi cihazlar ve kişisel koruyucu ekipmanlarla sağlık personelinin ve hastaların korunmasında nonwovenların önemli rolünü keşfetmeye devam ediyor. Türkiye’de, nonwoven ve teknik tekstiller alanında faaliyet gösteren birçok firma, uluslararası pazarda da önemli rol oynayarak bu konudaki global başarısını kanıtlıyor. Firmalar, milli ve yerli üretimle sağlık çalışanları başta olmak üzere Türkiye genelinde maske ve dezenfektan ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmalarına son hızla devam ediyor. Örneğin; 61 ihracatçı birliği, 27 sektörü ile 90 bin ihracatçısıyla Türkiye’de ihracatın tek çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), günlük 1 milyon maske üretimi ile başlayıp aylık 40 milyon adet maske üretimi kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Ayrıca Türkiye, kendi ülkesi için ürettiği tıbbi malzemelerin yanı sıra, bu konuda ihtiyacı bulunan ülkelere de gerekli desteği sağlıyor.

Kordsa Büyüme Hikâyesine Devam Ediyor

Güçlendirme lideri Kordsa kompozit teknolojileri alanında yatırımlarını sürdürürken, bir yılı daha başarılı finansal sonuçlarla kapadı. Kordsa’nın, 2019 yılında, bir önceki yıla göre cirosu %30,2 artarak 5,137 milyon TL’ye, net kârı ise %11,8’lik artışla 378 milyon TL’ye ulaştı.

Aynı dönemde faiz amortisman vergi öncesi karı ise 747 milyon TL oldu.

Sabancı Holding iştiraklerinden Kordsa, 2018 ve 2019 yıllarında bünyesine kattığı Amerika’daki 4 kompozit şirketi ile bu yıl da büyümesini sürdürdü. Kompozit sektöründe geliştirdiği teknolojilerle söz sahibi olmak ve yatırımlarının ciroya yansımasını hızlı görmek isteyen Kordsa, kompozit pazarının ve havacılık sektörünün merkezi olan ABD’de yerleşik ve onay süreçlerini tamamlamış şirketlere yatırım yaparak büyümesini sürdürdü. ABD’deki bu yatırımlarının ciroya olan 737 milyon TL’lik katkısı 2019 sene sonu finansal göstergelerine pozitif yansıdı. 2019 yılında, toplam cirosu önceki yıla göre %30,2 artış göstererek 5,1 milyar TL’ye ulaşan şirketin, dönem kârı %11,8 artışla 378 milyon TL’ye yükseldi; esas faaliyet kârı ise %16,9 artışla 614 milyon TL olarak gerçekleşti. 2019 yılında 38 ülkeye ihracat yapan Kordsa, toplam ihracat tutarını %14,6 oranında artırdı.

2019 yılında gösterdikleri büyümeden ve imza attıkları sürdürülebilir teknolojilerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kordsa CEO’su Ali Çalışkan yılsonu sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Kordsa olarak “Tutkumuz Yaşamı Güçlendirmek”. Ülkemize, paydaşlarımıza ve yatırımcılarımıza değer katmak için büyümeye ve büyürken de içinde bulunduğumuz sektörlere yön vermek için sürdürülebilir teknolojiler geliştirmeye çalışıyoruz. Kordsa Güçlendiricileri olarak bilgi birikimimizi ve yetkinliklerimizi daha farklı alanlarda kullanmak üzere, Sabancı Üniversitesi ortaklığında, yeni nesil esnek giyilebilir sensörler geliştirmek için “Esnek Elektronikler” Ar-Ge platformunu oluşturduk. Lastik güçlendirme ile başladığımız yolculuğumuzu, 2018 ve 2019 yılında yaptığımız yatırımlarımızla uzaya taşıdık, şimdi bu yeni ar-ge platformuyla teknolojik genişliğimizi daha öteye taşımaya ve geleceğin teknolojisini üretmek için çalışmaya hazırız. Tüm başarılarımıza katkısı olan çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ederim.”

2019’un üçüncü çeyreğinin başında, ileri kompozit teknolojileri ve havacılık sektöründe önemli bir yeri olan ve orjinal parça üreticisi onay süreçlerini tamamlamış olan ABD’li Axiom Materials’ı bünyesine katarak ikinci bir Kordsa yaratma yolculuğunda önemli bir adım kaydeden şirket, uçak motorlarında kullanılan yüksek ısıya dayanıklı Oksit-Oksit seramik kompozit pazarının önemli bir tedarikçisi haline geldi. Dünyada her üç otomobil lastiğinden birini ve her üç uçak lastiğinden ikisini güçlendiren Kordsa, bugün lastiklerini güçlendirdiği uçakların kanatları, gövdeleri ve iç aksamlarından sonra artık motorlarını da güçlendirir konuma geldi.

Kompozit alanındaki büyümesinin yanı sıra lastik güçlendirme sektöründeki liderliğini de koruyan Kordsa, bu iş kolunda artan talebe cevap vermek amacıyla yatırım kararını 2016 yılında aldığı ve İzmit tesisinde 7 bin ton ek polyester iplik kapasitesi sağlayacak yeni hattını 2019 yılında devreye aldı. Bu yeni hat ile Kordsa, standart HMLS polyester ipliğine ilave olarak çok yüksek mukavemetli ve daha iyi boyutsal kararlılığa sahip yeni nesil polyester iplik ürünleri üretme yetkinliğine sahip oldu.

Yaşamı güçlendirme hedefiyle çıktığı yolda attığı her adımda ve her yatırımında ‘‘sürdürülebilir teknolojiler’’ üretmeye çalışan Kordsa, 2019 yılında açık inovasyon anlayışıyla lastik sektörüne yön verecek bir inovasyona imza attı. Lastik üreticisi Continental ile Ar-Ge güçlerini birleştirerek kauçuk esaslı bileşiklerle tekstil güçlendirme malzemelerini yapıştırmak için CoKoon adı verilen resorsinol ve formaldehit içermeyen yeni ve çevreci bir yapıştırıcı standardı geliştiren Kordsa, bu yeni formüle erişim için ücretsiz bir lisans havuzu oluşturarak, bir asra yakındır sektör standardı olan teknolojiye alternatif olmasını hedefliyor. CoKoon yapıştırma teknolojisi kullanılan ilk 250.000 lastiğin üretimi de 2019’un son çeyreğinde başladı.

Zorlu Tekstil, Akıllı Tekstil Pazarına Yönelik Yatırımlarında Yeni Hedefler Belirledi

Zorlu Tekstil, ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonuyla 2025’te tekstil cirosunun yüzde 50’sinin akıllı tekstilden gelmesini hedefliyor.

Tekstil sektörüyle çıktıkları yolda adım adım büyüyen bir grup olan Zorlu Ailesi, Zorlu Tekstil çatısı altında akıllı tekstille büyüme stratejilerine hız verdi. Zorlu Tekstil’in Bursa’daki Korteks fabrikasında, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, firmada başlatılan döngüsel ekonomi tabanlı akıllı dönüşümle ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonlarını ekibiyle birlikte anlattı. Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Zorlu Tekstil Grup Başkanı Necat Altın ve Korteks Genel Müdürü Barış Mert’in de bulunduğu ekipte yeni hedefler konuşuldu.

Dünyada 160 milyar dolara ulaşan akıllı tekstil pazarının, 2025 yılında 475 milyar dolara, 2030’da ise 3 trilyon dolara ulaşması hedefleniyor. 2019’da cirosunun yüzde 20’sini akıllı tekstilden elde eden Zorlu Tekstil, 2025’te cirosunun yarısını akıllı tekstilden geleceğini öngörüyor.

Zorlu, Akıllı Tekstile Yaptığı Yatırımları Arttırarak Sürdürecek

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, Türkiye’de sanayi üretimindeki tüm zorluklara rağmen, yeni teknolojileri takip ederek üretime devam edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, sektörlerinde en çok istihdam yaratan şirket olduklarını, fabrikalarındaki akıllı yatırımlar sayesinde çalışan sayısı düşerken ek yatırımlarla yeni istihdam alanları açtıklarını anlattı.

Yüngül, “Geleceği odağına alan ve bu anlamda dünyadaki yenilikleri takip eden bir grup olarak tüm yeniliklerin beşiği, çıkış noktası olarak gördüğümüz Silikon Vadisi’ni ve daha başka merkezleri sıkı takip ediyoruz. Hatta burada bir şirketimiz de var. Özellikle tekstilin bu konuda çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü tekstil iletken kumaşlardan teknik tekstile, giyilebilir teknolojiden enerjiye, güvenlikten sağlık endüstrisine kadar her alanla ortak kesişim kümeleri oluşturan çözümlerin merkezinde yer alıyor. 2008-2009 yılı global ekonomik krizinden önce 60 milyar dolar civarında olan küresel akıllı tekstil pazarı, bugün 160 milyar dolara koşuyor. Çin, ABD ve Almanya’nın sürükleyici gücü oluşturduğu bu pazarda, ülke olarak geçen yıl 1.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Fakat pazarın potansiyelini ve kaydettiği gelişimi düşündüğümüzde bu konuda daha gidebileceğimiz çok yol var. Sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi olarak ele alan ve teknolojiden beslenen yenilikçi bir grup olarak Silikon Vadisi’nden aldığımız ilham ve yaptığımız araştırmalar neticesinde akıllı tekstile uzun süredir yaptığımız yatırımları arttırarak sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

200 Milyon Dolar İhracat Hedefi

ZORLU Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, Zorlu Tekstil’in geçen yıl toplam 605 milyon dolar ciroya ulaşırken 186 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. 2020’de 620 milyon dolar ciro ve 200 milyon dolar ihracat hedeflediklerini söyleyen Altın, “Önümüzdeki dönemde ticaret kanalımızı daha da akıllandıracağız. Başlattığımız akıllı dönüşüm ile 2025’e kadar ciromuzu 2 kattan fazla artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Yerli Otomobilin İplikleri Korteks’ten

Türkiye’nin yerli otomobili projesindeki ‘5 babayiğitten biri’ olan Zorlu’nun tekstil bölümü, aynı zamanda dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerinin tedarikçisi konumunda bulunuyor. Araçların tavan iplikleri konusunda uzmanlaştıklarını ifade eden Yüngül, “Yerli otomobilin tavan ipliklerini de Korteks verir, o iş de bize yakışır.” dedi. Korteks Genel Müdürü Barış Mert de otomotivde dünya markaları ile çalıştıklarını yaklaşık 5 bin ton otomotiv ipliği ihracatıyla Avrupa’daki tüketimin yüzde 15’ini tek başlarına karşıladıklarını söyledi. Audi, Mercedes, BMW’nin araç tavan ipliklerini Korteks’in verdiğini dile getiren Mert, “5-6 yıldır da dolma kalem ipliği yapıyoruz. Eylül 2020’de fabrikada geri dönüşüm makinesi faaliyete geçecek. Pet şişeler ipliğe dönüşecek. İlk başta günlük 600 kilo ile başlayacağız. Bu iş için 5 milyon dolarlık bir yatırım yaptık.” bilgisini verdi.

Lenzing ™ Elyafları; Suda, Toprakta ve Kompostta Tamamen Biyoçözünür Özelliğe Sahip

Lenzing Grubu, bağımsız araştırma laboratuvarı Organik Atık Sistemleri (OWS) tarafından elyaflarının, tatlı suda tamamen biyoçözünür olduğunun teyidini aldı.

OWS tarafından yürütülen ve TÜV Austria tarafından verilen yeni uluslararası sertifikalar, Lenzing ™ Viskoz, Lenzing ™ Modal ve Lenzing ™ Lyocell elyaflarının; toprak, tatlı su, kompost, deniz suyu gibi tüm doğal ve endüstriyel ortamlarda biyolojik olarak parçalanabildiğini doğruladı.

OWS’de, selülozik ürünlerin ve sentetik elyaf polyesterin biyoçözünürlüğü, tatlı su içinde ISO 14851 gibi geçerli uluslararası standartlara göre test edildi. Deneme süresinin sonunda, Lenzing ™ odun esaslı selülozik elyaflarının, pamuk ve kâğıt hamuru ile sentetik polyester elyafların aksine, tatlı suda tamamen biyobozunur olduğu ispatlandı.

Sentetik malzemelerin biyolojik olarak çözünmez olması, atık su arıtma tesislerinde ve potansiyel olarak deniz çöpünde büyük sorunlara yol açıyor. Lenzing Grubu İcra Kurulu Başkanı Stefan Doboczky, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Lenzing Grubu, kullanımdan sonra doğaya geri dönen biyoçözünür elyaflar üretmek için yenilenebilir hammadde odununa dayalı döngüsel bir iş modeli işletiyor. Bu tam döngü, şirket stratejimiz sCore TEN’e dâhil edilen sürdürülebilirliğin temel değerinin başlangıç noktasını şirketimizin ‘varlık sebebini’ oluşturuyor. Bu pozisyona ayak uydurarak sadece tedarikçilerimizin, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın değer zincirindeki işlerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda tüm tekstil ve nonwoven endüstrilerin durumunu iyileştiriyoruz.”

Hem tekstil hem de nonwoven endüstrisi, çöp konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Mevcut eğilimler devam ederse okyanuslar, 2050 yılına kadar balıktan daha fazla plastik içerme sorunuyla karşı karşıya kalacak. Bu nedenle, dünya çapındaki yasama organları artık konuyu görmezden gelemiyor ve büyük miktarda atığı sınırlandırmayı amaçlayan plastik mevzuatına yöneliyor.

Bunun üzerine, Avrupalı milletvekilleri şu anda AB üye ülkelerinde ulusal mevzuata aktarılmakta olan Tek Kullanımlık Plastik Direktifini yayınladı. Geleneksel ıslak mendiller ve hijyen ürünleri çoğunlukla plastik içeriyor ve bu nedenle seçilecek ürün kategorilerinden biri olarak tanımlanıyor. Genellikle STK’lar ve yasa koyucular tarafından, biyolojik olarak parçalanabilen ahşap esaslı selülozik elyaflardan üretilen mamul ürünler, daha az kirletici alternatifler arasında bulunuyor. Mikro plastik içeren plastik atıklar, yüzyıllarca çevrede kalabiliyor. Buna karşılık, biyoçözünür malzemeler tek kullanımlık plastiklerin en iyi alternatifi olarak görülüyor. Çünkü bunlar, tanım gereği tamamen doğaya karışabiliyor ve bu nedenle geri dönüşüme ihtiyaç duymuyorlar.

Oerlikon Suni Elyaflar Segmenti, 2019 Yılında Sipariş Alım Ve Satışlarını Artırdı

Olumsuz piyasa eğilimleriyle karşı karşıya olan Oerlikon Grubun sipariş alımı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 azalarak 690.35 milyon Dolar’a geriledi. Ancak Grup, satışlarını % 5,3 arttırarak 720 milyon Dolar’a çıkarmayı başardı.

Oerlikon Group CEO’su Dr. Roland Fischer “Giderek zorlaşan pazar ortamında, suni elyaf segmentimizin güçlü sonuçlarıyla, 2019’un ikinci çeyreğinde ve ilk yarısında iyi bir performans sergiledik.” dedi. Fischer, şöyle devam etti. “Grup satışlarını artırdık ve faaliyet kârlılığımızı sürdürdük. İkinci çeyrekte zayıf piyasalar nedeniyle grup siparişleri biraz düştü. Sonuçlar, zorlu piyasalarla karşı karşıya kaldığımızda şirketimizin göstermiş olduğu direncin altını çizdi, ayrıca sağlam bir strateji ve iş modeline sahip olduğumuzu ispatladı.”

“Dünyadaki ekonomik büyüme duraklıyor, bu da ekipman ve sanayi üretiminde daha düşük yatırımlara yol açıyor. Bu gelişmeler, yarı iletken ve elektronik gibi sektörleri kapsayan, otomotivden alet ve genel endüstriye kadar, nihai pazarlarımızın çoğunu etkiledi. Jeopolitik ve pazar belirsizlikleri artarken, yılın ikinci yarısında yüzey çözümleri segmentimiz için beklenen pazar toparlanmasının artık mümkün olmaması nedeniyle, 2019 için planlamamızı ayarladık.” diyen Dr. Fischer, “Yeniden değerlendirmemize dayanarak, 2018 yılı ile tamamen aynı performans seviyesini sunmayı umuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Oerlikon Group ikinci çeyrek incelemesi

2019 yılının ikinci çeyreğinde küresel ekonomi, dış ticaret anlaşmazlıkları nedeniyle daha da yavaşladı. Beklenenden daha zayıf sanayi üretimi düşük hacimlere çevrildi ve dolayısıyla ekipman yatırımlarına yatırım yapmak ve hizmet talebi azaldı. Bu gelişmeler, otomotiv, takım genel endüstriler ve kısmen havacılıkta dâhil olmak üzere birçok pazarda tescil edildi.

Olumsuz piyasa eğilimleriyle karşı karşıya olan Oerlikon Grubun sipariş alımı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 azalarak 690.35 milyon Dolar’a geriledi. Ancak Grup, satışlarını % 5,3 arttırarak 720 milyon Dolar’a çıkarmayı başardı ve Oerlikon’un uzun vadeli cazip pazarlarda teknolojik liderliğe dayanan yapısal büyümesini ve esnek iş modelini vurguladı.

Sabit döviz kurlarıyla satışlar 740 milyon Dolar seviyesinde gerçekleşti. İkinci çeyrek için FAVÖK,% 17,3 marja karşılık gelen 124 milyon Dolar’a yükseldi. 2019 yılının ikinci çeyreği için FAVÖK 71,94 milyon Dolar veya satışların % 10,1’i seviyesindeydi. İkinci çeyrek performansı, 12 aylık Oerlikon Grubunun % 9,5 oranında kullanılmış sermaye geri dönüşüne (ROCE) neden oldu.

Oerlikon Grubu’nun ilk yarısına genel bakış

2019’un ilk yarısında, Grup’un sipariş alımı, 2018’in ilk yarısında, esas olarak el yapımı elyaf işinde rekor seviyeye bağlı olarak yıllık bazda % 5,7 azalarak 361,77 milyon Dolar’a geriledi. Satışlar bir önceki yıla göre % 4.3 artarak 1.360 milyon Dolar’a ulaştı. Satışlardaki artışla birlikte FAVÖK, yarıyıl için % 16,2’lik bir marja karşılık gelen 219,94 milyon Dolar oldu. İlk yarıyıl boyunca devam eden faaliyetlerden elde edilen sonuçlar 82 milyon Dolar’a ulaştı; bu da esas olarak satış maliyetlerindeki artıştan ötürü bir önceki yıla göre % 12 düşüş gösterdi.

30 Haziran 2019 tarihi itibariyle Oerlikon, % 48 oranında öz kaynak oranını temsil eden 1.847 milyon Dolar öz sermayeye (ana ortak hissedarlar için) sahip. (2018 yıl sonu: % 44). 30 Haziran 2019 tarihindeki net nakit, hisse başına 1.03 Dolar temettü ödemesi ve 308 milyon Dolar İsviçre tahvilinin geri ödenmesinden sonra 390 milyon Dolar (2018 yıl sonu: 409 milyon Dolar) olarak gerçekleşti. 2019 yılının ilk yarısına ait faaliyetlerden kaynaklanan nakit akışı, 2018’deki 199 milyon Dolar’a kıyasla alacak ve stoklardaki artışın yanı sıra borç ve alacak yükümlülüklerindeki azalış nedeniyle -11,31 milyon Dolar’a düştü.

2019’un ikinci yarısında, jeopolitik istikrarsızlıklardan ve ticari anlaşmazlıkların yoğunlaşabileceği endişeleriyle karşı karşıya kalındığından küresel ekonomik yavaşlamanın hüküm sürmesi bekleniyor. Sonuç olarak, Oerlikon planlamasını yapıyor. Yukarıda belirtilen ortama rağmen, Grup siparişleri, satışları ve FAVÖK marjının 2018’deki ile aynı düzeyde sürdürülmesi öngörülüyor. Özellikle, sipariş alımının 2,77 milyar Dolar’a ulaşması, satışların 2,67 milyar Dolar’ı aşması ve FAVÖK marjının % 15,5 civarında gerçekleşmesi bekleniyor.

Suni Elyaf Segmenti

Suni Elyaf Segmenti, yüksek performans seviyesini sürdürmeyi başardı – ikinci çeyrekte sipariş alımını % 5.7, satışlarını ise % 18.5 artırdı. İkinci çeyrekteki satışlar, segmentin 2013’ten bu yana elde ettiği en yüksek satış seviyesine yükseldi. Satış büyümesi, öncelikle filament ekipmanları ve tekstüre gibi tekstil uygulamalarında kaydedildi ve endüstriyel iplik eğirme (özel filament) ve nonwoven kumaşlarında (tesis mühendisliği) kullanılan sistemlere olan sağlıklı taleple doğrulandı.

Avrupa’daki satışlar (>% 140), düşük bir temelden de olsa önemli ölçüde yükselirken, Çin % 26 büyüme kaydetti. Satışlardaki düşüş, 2018 yılının ikinci çeyreğine göre Kuzey Amerika’da (% -15) ve Hindistan’da (-85%) kaydedildi.