Kordsa Büyüme Hikâyesine Devam Ediyor

Güçlendirme lideri Kordsa kompozit teknolojileri alanında yatırımlarını sürdürürken, bir yılı daha başarılı finansal sonuçlarla kapadı. Kordsa’nın, 2019 yılında, bir önceki yıla göre cirosu %30,2 artarak 5,137 milyon TL’ye, net kârı ise %11,8’lik artışla 378 milyon TL’ye ulaştı.

Aynı dönemde faiz amortisman vergi öncesi karı ise 747 milyon TL oldu.

Sabancı Holding iştiraklerinden Kordsa, 2018 ve 2019 yıllarında bünyesine kattığı Amerika’daki 4 kompozit şirketi ile bu yıl da büyümesini sürdürdü. Kompozit sektöründe geliştirdiği teknolojilerle söz sahibi olmak ve yatırımlarının ciroya yansımasını hızlı görmek isteyen Kordsa, kompozit pazarının ve havacılık sektörünün merkezi olan ABD’de yerleşik ve onay süreçlerini tamamlamış şirketlere yatırım yaparak büyümesini sürdürdü. ABD’deki bu yatırımlarının ciroya olan 737 milyon TL’lik katkısı 2019 sene sonu finansal göstergelerine pozitif yansıdı. 2019 yılında, toplam cirosu önceki yıla göre %30,2 artış göstererek 5,1 milyar TL’ye ulaşan şirketin, dönem kârı %11,8 artışla 378 milyon TL’ye yükseldi; esas faaliyet kârı ise %16,9 artışla 614 milyon TL olarak gerçekleşti. 2019 yılında 38 ülkeye ihracat yapan Kordsa, toplam ihracat tutarını %14,6 oranında artırdı.

2019 yılında gösterdikleri büyümeden ve imza attıkları sürdürülebilir teknolojilerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kordsa CEO’su Ali Çalışkan yılsonu sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Kordsa olarak “Tutkumuz Yaşamı Güçlendirmek”. Ülkemize, paydaşlarımıza ve yatırımcılarımıza değer katmak için büyümeye ve büyürken de içinde bulunduğumuz sektörlere yön vermek için sürdürülebilir teknolojiler geliştirmeye çalışıyoruz. Kordsa Güçlendiricileri olarak bilgi birikimimizi ve yetkinliklerimizi daha farklı alanlarda kullanmak üzere, Sabancı Üniversitesi ortaklığında, yeni nesil esnek giyilebilir sensörler geliştirmek için “Esnek Elektronikler” Ar-Ge platformunu oluşturduk. Lastik güçlendirme ile başladığımız yolculuğumuzu, 2018 ve 2019 yılında yaptığımız yatırımlarımızla uzaya taşıdık, şimdi bu yeni ar-ge platformuyla teknolojik genişliğimizi daha öteye taşımaya ve geleceğin teknolojisini üretmek için çalışmaya hazırız. Tüm başarılarımıza katkısı olan çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ederim.”

2019’un üçüncü çeyreğinin başında, ileri kompozit teknolojileri ve havacılık sektöründe önemli bir yeri olan ve orjinal parça üreticisi onay süreçlerini tamamlamış olan ABD’li Axiom Materials’ı bünyesine katarak ikinci bir Kordsa yaratma yolculuğunda önemli bir adım kaydeden şirket, uçak motorlarında kullanılan yüksek ısıya dayanıklı Oksit-Oksit seramik kompozit pazarının önemli bir tedarikçisi haline geldi. Dünyada her üç otomobil lastiğinden birini ve her üç uçak lastiğinden ikisini güçlendiren Kordsa, bugün lastiklerini güçlendirdiği uçakların kanatları, gövdeleri ve iç aksamlarından sonra artık motorlarını da güçlendirir konuma geldi.

Kompozit alanındaki büyümesinin yanı sıra lastik güçlendirme sektöründeki liderliğini de koruyan Kordsa, bu iş kolunda artan talebe cevap vermek amacıyla yatırım kararını 2016 yılında aldığı ve İzmit tesisinde 7 bin ton ek polyester iplik kapasitesi sağlayacak yeni hattını 2019 yılında devreye aldı. Bu yeni hat ile Kordsa, standart HMLS polyester ipliğine ilave olarak çok yüksek mukavemetli ve daha iyi boyutsal kararlılığa sahip yeni nesil polyester iplik ürünleri üretme yetkinliğine sahip oldu.

Yaşamı güçlendirme hedefiyle çıktığı yolda attığı her adımda ve her yatırımında ‘‘sürdürülebilir teknolojiler’’ üretmeye çalışan Kordsa, 2019 yılında açık inovasyon anlayışıyla lastik sektörüne yön verecek bir inovasyona imza attı. Lastik üreticisi Continental ile Ar-Ge güçlerini birleştirerek kauçuk esaslı bileşiklerle tekstil güçlendirme malzemelerini yapıştırmak için CoKoon adı verilen resorsinol ve formaldehit içermeyen yeni ve çevreci bir yapıştırıcı standardı geliştiren Kordsa, bu yeni formüle erişim için ücretsiz bir lisans havuzu oluşturarak, bir asra yakındır sektör standardı olan teknolojiye alternatif olmasını hedefliyor. CoKoon yapıştırma teknolojisi kullanılan ilk 250.000 lastiğin üretimi de 2019’un son çeyreğinde başladı.

Brückner, Dinarsu ile Büyük Bir Proje İçin Sözleşme İmzaladı

Tekstil terbiyesine dönük 70 yıllık başarılı bir geçmişe sahip olan Brückner, ağ yapılı malzemelerin kurutma, kaplama ve terbiye işlerinde çalışan tüm şirketler için dünya çapında bir teknoloji partneri olarak biliniyor.

Giyim kumaşlarından nonwovenlara halıdan, cam veya kaplamalara kadar Brückner teknolojileri ile işlenecek malzeme çeşitliliği hiçbir zaman sınırlı kalmadı.

Brückner sürekli boyama alanında yeni konseptler sunuyor. Çok katmanlı ramlar alanında da yeni çözümlere sahip olan Brückner, denim sektörüne çok yatırım yaptı ve personelini de arttırdı. Alman Pazar lideri, pigment, boyama, sentetik reçine terbiye ve kaplama için entegre terbiye sistemleri sunuyor.

Brückner firması Reklam ve Pazarlama Bölüm Başkanı Verena Ruckh

Brückner firması Reklam ve Pazarlama Bölüm Başkanı Verena Ruckh ile Tekstil Teknoloji dergimizin ‘Almanya Özel Bölümü’ için bir röportaj gerçekleştirdik. “Türkiye uzun yıllardır en önemli pazarlarımızdan biri” diyen Ruckh, şöyle devam etti. “Dünyaca ünlü halı üreticisi Dinarsu ile büyük bir proje için sözleşme imzaladık.”

2019 yılı firmanız açısından nasıl geçit, 2020 için planlarınız neler? Büyüme planlarınız var mı?

2019 bizim için bir bölünme yılıydı. Yılın ilk yarısı önceki yıllara göre çok daha sakin geçti. Küresel ekonomik durum nedeniyle, birçok müşteri yeni yatırımlar konusunda temkinli davrandı. O dönem en sabit şey belirsizlikti, bu da uygun bir planlama yapmayı bizim için neredeyse imkânsız hale getirdi. Haziran ayında Barselona’da gerçekleştirilen ITMA’dan umutluyduk. Fuar gerçekten bizim açımızdan yine itici bir güç oldu. Birçok ziyaretçi yeni ve özel projelerle geldi, diğerleri mevcut makineleri modernleştirmek veya yükseltmek istediklerini belirtti. Herkes yeniliklerimiz ve ön plana çıkardığımız konularla ilgilendi. Bu arada, biz daha da büyümek için yolumuza devam ediyoruz ve 2020 yılına güvenle bakıyoruz.

İki yıl önce, güney Almanya’daki Tittmoning’deki yeni üretim tesisimiz açıldı. Burada eskisine göre çok daha ağır ve çok daha büyük makine parçaları üretme imkânımız var. Genişletilmiş alan, araştırma ve geliştirme amaçlı makineler üretmemize ve müşteri sistemlerini fabrikamızdan çıkmadan önce test etmemize olanak tanıyor. Ayrıca, giderek artan özel müşteri gereksinimlerine çok daha esnek cevap verebiliyoruz ve bu da bize önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

Türkiye pazarı firmanız açısından ne kadar önemli ve burada ne kadarlık bir iş hacmine sahipsiniz?

Türkiye uzun yıllardır en önemli pazarlarımızdan biri. İstanbul’da uzun süredir faaliyet gösteren acentemiz İnter Tekstil ile bu pazarda kendimizi çok iyi temsil ediyoruz. Ayrıca yerel bir montaj ekibimiz ve büyük bir yedek parça depomuz var. Bu nedenle, bir müşterinin desteğe ihtiyacı olduğunda veya eskiyen makine parçalarının hızlı bir şekilde değiştirilmesi gerektiğinde her zaman hazırız. 2020 yılı henüz başında olmamıza rağmen, Türkiye’ye bazı makineler sattık. Diğerlerinin yanı sıra dünyaca ünlü halı üreticisi Dinarsu ile büyük bir proje için sözleşme imzaladık. 1955 yılında İstanbul‘da kurulan Dinarsu günümüzde Türk halı sektörünün lideridir. Hedeflenen yatırımlar ve geniş ürün yelpazesi ile firma bir dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Dinarsu Türkiye’de CE belgesine sahip ilk tufting halı üreticisi olmakla birlikte 400 dpi çözünürlüklü üretim kalitesi sunan ilk ve tek üretici firmadır.

Alman bir aile işletmesi olan makine üreticisi Brückner geçtiğimiz yıllarda Dinarsu’ya bazı hatlar tedarik etti. Son zamanlarda birçok hatta lateks kaplamalı tufted halı için verilen sipariş tamamlanmış olup güncel programa göre; ilk hattın teslimatı 2020 yazı, diğerleri ise 2020 yılsonu ve 2021’in ilk aylarında olacak şekilde planlanıyor.

Şu anda tekstil makineleri endüstrisinde hangi trendlere tanıklık ediyorsunuz?

Küresel ekonomi geçen yıl önemli ölçüde zayıfladıktan sonra, şu anda tekstil sektöründe yükseliş eğilimi görüyoruz. Gelecekte, özellikle teknik tekstiller veya nonwoven kumaşlar alanında, bu sektörde sürekli olarak yeni malzemeler ve teknolojiler geliştirildiği için çok fazla hareket olacak. Tekstillerin kaplanması veya işlevselleştirilmesi de gelecekte önemli bir konu olacak. Endüstri 4.0 terimi de şu anda herkesin dilinde. Bu alanda birçok yeni özellik geliştirdik ve ilk kez ITMA 2019’da sunduk. Burada bahsetmeye değer gördüğüm bir diğer şey ise, makinelerimizin kullanıcı dostu yeni bir görselleştirmesi, bakım aralıklarını izlemek için akıllı yardım sistemleri veya enerji optimizasyonlu üretim için yeni geliştirilen simülasyon aracıdır.

Şu anda firmanız hangi endüstriyel ve ekonomik zorluklardan etkileniyor ve bunlara nasıl cevap veriyor?

Üstesinden gelinmesi gereken birkaç zorluk var; en sonuncusu elbette korona virüsünün yayılması oldu. Artık bu sadece Çin’in sorun değil, aynı zamanda tüm küresel ekonomi için bir sorun, çünkü Çin küresel tekstil endüstrisi için büyük bir pazar. Seyahat esnekliğimiz şu anda sınırlı, Asya’daki ticaret fuarları erteleniyor veya iptal ediliyor. Bu nedenle görüşmeler ve ticari işlemler de belirsiz bir zamana erteleniyor.

Diğer bir zorluk, müşterilerimizin gereksinimlerinin giderek daha karmaşık hale gelmesidir. Hemen hemen her sipariş çok özel ve bireysel bir projedir. Burada müşteri ile çok yakın çalışmak ve sonunda ihtiyaçlarına mükemmel bir çözüm sunmak gerekiyor. Neyse ki, teknolojik uzmanlığa ve onlarca yıllık deneyime katkıda bulunan çok sayıda uzun soluklu çalışanımız var. Bu nedenle geleceğe iyi hazırlanıyoruz ve gelecek zorlukları bekliyoruz.

Röportaj: Dilek HAYIRLI

Ajman Üniversitesi Otizmli Kişiler için Giysi Sistemi Geliştirdi

Ajman Üniversitesi’nde (AU) iki öğretim üyesi, bunaltıcı durumları ve duyguları anlamaya ve daha iyi kontrol etmeye yardımcı olmak için kullanıcının stres seviyesini belirleyebilen, kıyafet ve aksesuarların işlevlerini tetikleyebilen akıllı bir giysi ekosistemi geliştirdi.

Bu sistem, otistik kişilerde stresi gösteren fizyolojik parametrelerin izlenmesine yardımcı olabiliyor.

‘Sensewear’ sistemi, Ajman Üniversitesi Mimarlık, Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Tasarım Bölümü öğretim görevlileri Emanuela Corti ve Ivan Parati tarafından geliştirildi.

Corti, “Tekstil sensörlerini yerleştiren rahat, giyilebilir ve özelleştirilebilir bir teknoloji çözümü sayesinde, stresli durumu ortaya koyan seçilmiş fizyolojik parametreleri sürekli olarak izleyebileceğiz.” dedi.

Sistem, bir algılama birimi, akıllı tişört, elektronik cihaza bağlı tekstil sensörleri ve terapötik işlevselliklerin yerleştirildiği uydu giysilerini kapsıyor. Corti, “Akıllı telefon ve tablet için geliştirilen uygulama, farklı durumlarla karşılaşan kullanıcının durumunu görselleştirmeye, verileri kaydetmeye ve kullanıcıyı izleme kapsamıyla ilerlemeye yardımcı olacaktır.” şeklinde konuştu.

Corti ve Parati, bu çığır açan ürün ile Gitex Future Starts’ta birincilik ödülüne layık görüldü.

AU öğretim görevlileri, dış dünya ile olan doğal ara bağı bozan ve insanlar ve çevre ile düzenli etkileşimi önleyen otizmde yaygın bir durum olan Duyusal İşlem Bozukluklarına (SPD) uygulanan duyular ve terapilerden ilham aldı. Corti, anksiyete, stres ve panik atak gibi bazı otizm belirtilerinin – engelli olmayan insanları etkilediğini söyledi. Corti, “Giysilerin daha büyük bir kitle üzerinde olumlu bir etkisi olabileceğini fark ettik.” ifadelerini kullandı. Ürünün otizmli çocuklar, aileleri ve terapistleriyle iş birliği içinde sürekli geliştirildiğini ve geliştirilmeye devam edeceğini söyleyen Corti, “Otizmli çocuklar bir sürü duygu taşıyor, ancak çoğu zaman duygularını kontrol etmekte ve onları önemseyen insanlar için anlaşılır hale getirmekte zorlanıyorlar.” yorumunu yaptı.

Fizyolojik parametrelerin göze batmayan ölçümü, veliler ve terapist acil durum tespit etmesi halinde, gerçek zamanlı alarmda bireyin stres seviyesinin göstergesini verecek. Terapistler ayrıca terapilerin faydalarını anında değerlendirebilecek.

Zorlu Tekstil, Akıllı Tekstil Pazarına Yönelik Yatırımlarında Yeni Hedefler Belirledi

Zorlu Tekstil, ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonuyla 2025’te tekstil cirosunun yüzde 50’sinin akıllı tekstilden gelmesini hedefliyor.

Tekstil sektörüyle çıktıkları yolda adım adım büyüyen bir grup olan Zorlu Ailesi, Zorlu Tekstil çatısı altında akıllı tekstille büyüme stratejilerine hız verdi. Zorlu Tekstil’in Bursa’daki Korteks fabrikasında, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, firmada başlatılan döngüsel ekonomi tabanlı akıllı dönüşümle ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonlarını ekibiyle birlikte anlattı. Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Zorlu Tekstil Grup Başkanı Necat Altın ve Korteks Genel Müdürü Barış Mert’in de bulunduğu ekipte yeni hedefler konuşuldu.

Dünyada 160 milyar dolara ulaşan akıllı tekstil pazarının, 2025 yılında 475 milyar dolara, 2030’da ise 3 trilyon dolara ulaşması hedefleniyor. 2019’da cirosunun yüzde 20’sini akıllı tekstilden elde eden Zorlu Tekstil, 2025’te cirosunun yarısını akıllı tekstilden geleceğini öngörüyor.

Zorlu, Akıllı Tekstile Yaptığı Yatırımları Arttırarak Sürdürecek

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, Türkiye’de sanayi üretimindeki tüm zorluklara rağmen, yeni teknolojileri takip ederek üretime devam edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, sektörlerinde en çok istihdam yaratan şirket olduklarını, fabrikalarındaki akıllı yatırımlar sayesinde çalışan sayısı düşerken ek yatırımlarla yeni istihdam alanları açtıklarını anlattı.

Yüngül, “Geleceği odağına alan ve bu anlamda dünyadaki yenilikleri takip eden bir grup olarak tüm yeniliklerin beşiği, çıkış noktası olarak gördüğümüz Silikon Vadisi’ni ve daha başka merkezleri sıkı takip ediyoruz. Hatta burada bir şirketimiz de var. Özellikle tekstilin bu konuda çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü tekstil iletken kumaşlardan teknik tekstile, giyilebilir teknolojiden enerjiye, güvenlikten sağlık endüstrisine kadar her alanla ortak kesişim kümeleri oluşturan çözümlerin merkezinde yer alıyor. 2008-2009 yılı global ekonomik krizinden önce 60 milyar dolar civarında olan küresel akıllı tekstil pazarı, bugün 160 milyar dolara koşuyor. Çin, ABD ve Almanya’nın sürükleyici gücü oluşturduğu bu pazarda, ülke olarak geçen yıl 1.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Fakat pazarın potansiyelini ve kaydettiği gelişimi düşündüğümüzde bu konuda daha gidebileceğimiz çok yol var. Sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi olarak ele alan ve teknolojiden beslenen yenilikçi bir grup olarak Silikon Vadisi’nden aldığımız ilham ve yaptığımız araştırmalar neticesinde akıllı tekstile uzun süredir yaptığımız yatırımları arttırarak sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

200 Milyon Dolar İhracat Hedefi

ZORLU Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, Zorlu Tekstil’in geçen yıl toplam 605 milyon dolar ciroya ulaşırken 186 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. 2020’de 620 milyon dolar ciro ve 200 milyon dolar ihracat hedeflediklerini söyleyen Altın, “Önümüzdeki dönemde ticaret kanalımızı daha da akıllandıracağız. Başlattığımız akıllı dönüşüm ile 2025’e kadar ciromuzu 2 kattan fazla artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Yerli Otomobilin İplikleri Korteks’ten

Türkiye’nin yerli otomobili projesindeki ‘5 babayiğitten biri’ olan Zorlu’nun tekstil bölümü, aynı zamanda dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerinin tedarikçisi konumunda bulunuyor. Araçların tavan iplikleri konusunda uzmanlaştıklarını ifade eden Yüngül, “Yerli otomobilin tavan ipliklerini de Korteks verir, o iş de bize yakışır.” dedi. Korteks Genel Müdürü Barış Mert de otomotivde dünya markaları ile çalıştıklarını yaklaşık 5 bin ton otomotiv ipliği ihracatıyla Avrupa’daki tüketimin yüzde 15’ini tek başlarına karşıladıklarını söyledi. Audi, Mercedes, BMW’nin araç tavan ipliklerini Korteks’in verdiğini dile getiren Mert, “5-6 yıldır da dolma kalem ipliği yapıyoruz. Eylül 2020’de fabrikada geri dönüşüm makinesi faaliyete geçecek. Pet şişeler ipliğe dönüşecek. İlk başta günlük 600 kilo ile başlayacağız. Bu iş için 5 milyon dolarlık bir yatırım yaptık.” bilgisini verdi.

VEOCEL™ Markası, ‘Bizim Elimizde’ İnisiyatifi İle Islak Mendillerdeki Gizli Plastiklere Dikkat Çekiyor

Lenzing Grup tarafından çevre konusunda duyarlılığı artırmak amacıyla düzenlenen basın toplantısında, günlük yaşamda sık kullanılan ıslak mendillerin içerisine gizlenen plastikler hakkında çarpıcı bilgiler paylaşıldı.

Buna göre tüketicilerin yüzde 10’undan daha azı ıslak mendillerin çoğunun ciddi oranda plastik maddeler içerdiğini biliyor. Sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir alışveriş kararı almak isteyen tüketicilere rehber olmak için VEOCEL™ markalı elyaflarını anlatan Lenzing, tüketicileri doğada çözünür ürünleri satın almalarını teşvik etmek amacıyla “Bizim Elimizde” inisiyatifini de başlattı.

Yenilenebilir ağaç ham maddesinden çevreye duyarlı özel elyaflar üreten Lenzing Grup, daha sürdürülebilir ham maddelerin kullanımını teşvik etmek için çevre bilincini artırmaya yönelik bir basın toplantısı düzenledi.

Çevre konusunda duyarlılığı artırmak amacıyla günlük yaşamda her gün kullanılan ürünlerin içerisine gizlenen plastikler hakkında çarpıcı bilgilerin de paylaşıldığı toplantıda konuşan Lenzing Global Nonwovens İş Yönetimi Başkan Yardımcısı Jurgen Eizinger, çevre dostu ve yenilikçi teknolojilerle özel elyaflar ürettiklerini ayrıca sektörün ve tüketicilerin çevre konusunda bilinçlenmesine katkı yaptıklarını söyledi.

Bu amaç doğrultusunda, VEOCEL™ markasını Lenzing Grubu’nun yeni nonwoven markası olarak piyasaya sürdüklerini belirten Eizinger, “Günlük hayatta giderek daha fazla kişi ıslak mendil kullanıyor çünkü pratik, hijyenik ve kullanıma hazırlar. Ancak araştırmalara göre çok az kişi, bu ıslak mendillerin çoğunun ciddi oranda plastik maddeler içerdiğini ve uygun olmayan şartlarda imha edildiğinde çevreye zararlı olabileceğini biliyor. Sektör verilerine göre, tüketicilerin yüzde 10’undan daha azı ıslak mendillerde fosil bazlı plastikler hakkında bilgi sahibi. Bununla birlikte, 10 kişiden 9’u sürdürülebilir ve doğada çözünür bir alternatifi kullanmayı tercih edeceğini belirtiyor.“ dedi.

Yasa koyucuların plastik atıkları azaltmak için dünya genelinde gösterdikleri çabalara paralel olarak, Avrupa Birliği’nin (AB) kısa bir süre önce tek kullanımlık plastik ürünlerle ilgili bir direktif çıkardığını da hatırlatan Eizinger açıklamasının devamında şunları söyledi: “Bu yeni AB inisiyatifine göre ıslak mendillerin içeriğinde bulunan plastik maddeler, uygun ürün imha yöntemleri ve ürünün çevreye verebileceği olumsuz etkilere dair etiketlenme zorunluluğu getirildi. Lenzing Grubu’un ağaç bazlı botanik kökenli elyafları, ıslak mendillerde bulunan fosil bazlı plastik maddelere bir alternatif sunuyor. Çevreye duyarlı bir üretim süreciyle yenilenebilir ağaç malzemeden elde edilen bu botanik kökenli elyaflar denizde ve toprakta tamamen çözünerek doğaya geri dönüyor.”

Islak mendil üzerinde VEOCEL™ logosu varsa ürün %100 doğada çözünebilir

Toplantıda konuşan Lenzing Türkiye & Orta Doğu ve Afrika Pazarlama İletişim ve Markalama Departmanı Müdürü Miray Demirer Acar ise tüketicilerin doğada çözünür ürünleri tercih ederek denizlerdeki plastik atıkları azaltmak için bir adım atabileceklerini ve bu nedenle “Bizim Elimizde” inisiyatifini başlattıklarını söyledi. “Bizim Elimizde” inisiyatifiyle daha sürdürülebilir ve çevreye duyarlı ham maddelerin kullanımını teşvik etmek için çevre bilincine sahip ıslak mendil tüketicileri, sürdürülebilirlik uzmanları ve benzer görüşte olan kişiler arasında bir diyalog başlatmayı hedeflediklerini belirten Acar, şunları söyledi: “Bu inisiyatif ile günlük hayatımızın bir parçası olan ıslak mendillerdeki gizli plastiklere dikkat çekmek istedik. Gün geçtikçe denizlerdeki plastik oranı artıyor, bu hem insan sağlığını hem de doğayı tehdit eden bir durum. Kullandığımız ürünlerin içeriğine dikkat edip çevreye duyarlı ve sürdürülebilir olan ürünleri tercih edersek gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakabiliriz. Biz sektör olarak sürdürülebilir ve çevreye duyarlı ham maddeler üreterek sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Tüketiciler de kararlarının belirleyici olduğunun farkında olarak doğaya duyarlı seçimlere yönelirlerse daha iyi bir gelecek mümkün olacak. Çünkü karar Bizim Elimizde.”

Sürdürülebilir bir alışveriş kararı almak isteyen tüketicilerin, bu süreçte iyi bir rehberliğe ve güvenceye ihtiyaç duyduğuna da dikkat çeken Acar, “Bu nedenle Lenzing Grup olarak bu yılın başlarında, VEOCEL™ markamız için yeni sertifikalandırma kriterlerimizi açıkladık. Buna göre VEOCEL™ markalı ıslak mendillerde sadece doğada çözünür botanik kökenli elyaflar kullanılabilecek. Tüketiciler, bir ‘Güven Markası’ olarak VEOCEL™ logosunu gördüklerinde satın aldıkları ürünün sürdürülebilir ve çevreye duyarlı olduğundan emin olacak.” dedi.

IITD, İşlevsel Tekstil Ve Giyim Konferansına Ev Sahipliği Yapacak

İşlevsel Tekstil ve Konfeksiyon konulu ikinci uluslararası konferans, Hindistan Delhi Teknoloji Enstitüsü (IITD) tarafından 7-9 Şubat 2020 tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenlenecek. Etkinlik, Hindistan’ın yıldızı yeni parlayan tasarım okulu olan Haryana Dünya Tasarım Üniversitesi ve PSG Tech ile ortaklaşa gerçekleştirilecek.

İki yılda bir düzenlenen uluslararası bir etkinlik olan İşlevsel Tekstil ve Konfeksiyon Konferansı, önde gelen bilim insanları, araştırmacılar, tasarımcılar ve girişimciler için en son bilimsel gelişmeler, en son teknolojiler, yenilikler, trendler, sektördeki kaygılar ve zorluklar ile işlevsel tekstil alanındaki fırsatlar hakkında derinlemesine bilgi alışverişinde bulunmak için ideal bir platform.

İşlevsel giysiler, kullanıcılara normal işlevlerin üstünde ve ötesinde bir takım işlevler sunacak şekilde tasarlanan giysilerden oluşuyor. İşlevsel giyim eşyaları arasında koruyucu giysiler, spor giyim, tıbbi kıyafetler, moda kıyafetleri ve çoklu işlevler barındıran askeri uygulamalara yönelik kıyafetler sayılabilir. Vücut parametrelerinin takibi için sensörler ve işlemcilerle donatılmış akıllı giyim ürünleri bu pazarda hızla büyüyen bir segment haline geldi. Etkinliğin organizatörleri, yaptıkları basın açıklamasında işlevsel giyim pazarının 2025 yılına kadar 244,6 milyar dolara ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi.

İşlevsel giyime, tekstil malzemeleri ve hazır giyim üretimindeki gelişmeler yön veriyor. İletken tekstiller, kompozitler ve membranlar, yeni kumaşlar, yüzey işlevselleştirme teknikleri, yenilikçi terbiye işlemleri ve kaplamalar ile nanoteknoloji ürünleri gelişmekte olan alanlardır. 3D ve 4D gövde ölçümü dâhil olmak üzere desen tasarımı, uygunluk testi ve toplu kişiselleştirme, giyim konforu, özel gruplara yönelik giyim ve yenilikçi moda tasarımında kullanılan CAD CAM teknolojileri de büyüyen alanlar arasında. Organizatörler; nesnelerin interneti, yapay zekâ, derin öğrenme ve sanal gerçeklik araçları ile akıllı, duyarlı ve kullanıcı ihtiyaçlarına daha yakın kıyafetler tasarlandığını ifade etti.

Hindistan, dünyadaki en büyük giyim üreticileri ve tüketicileri arasında yer alıyor. Büyük bir nüfus ve hammadde imkânı, ülkenin konfeksiyon üretimine katkı sağlıyor. Orta sınıfın artan istekleri, gelir oranı ve Hintli tüketiciler arasındaki piyasa eğilimlerinde farkındalığın artması, bu pazar segmentine güçlü bir ivme kazandırıyor. İstihdam yaratma, inovasyon, ürün geliştirme, girişimcilik ve geleneksel tekstil ve el sanatlarının çağdaş imkânlarla bütünleştirilmesi büyümenin itici güçlerindendir. Sürdürülebilirlik de tekstil ve hazır giyim değer zincirindeki tüm sektörler için önemli bir husustur.

İşlevsel Tekstil ve Konfeksiyon Konferansı organizasyon heyeti, tebliğ sunmaları için sözlü ve poster sunumları ile öğrenci ve araştırmacılarına çağrıda bulunuyor. Bunun için yazarların, bir sayfalık bir tebliğ özeti sunması gerekiyor.

Konferans öncesinde “Antropometri, Desencilik ve Uygun Kıyafet” başlıklı 5 günlük özel bir atölye çalışması da 2-6 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Atölye çalışması, 2002 yılında Avustralya Ulusal Ebat ve Şekil Araştırması’nı yöneten deneyimli antropometrist ve kalıp uzmanı Daisy Veitch tarafından gerçekleştirilecek.

Organizatörler ayrıca öğrenciler ve genç girişimciler arasında tasarım, yenilik ve ürün geliştirme çalışmalarını teşvik etmek için özel olarak planlanan bazı etkinlikler düzenleyecek. Tekstil ürünleri/ süreçleri inovasyon yarışması, dünyanın dört bir yanından katılan öğrencileri tıp, spor, savunma ya da diğer alanlardaki yenilikçi tekstil uygulama ürünlerini sergilemeye davet ediyor. Yenilikçi bir teknoloji içeren ya da yenilikçi bir işlev gerçekleştiren moda ürünleri/kıyafetleri sunan yarışmacılar için moda ürünü inovasyon yarışması düzenlenecek. İşlevsel tekstil ve giyimin farklı alanlarındaki öğrenciler ise poster yarışması için afiş çalışma özetleri gönderebilirler.

Aalto Üniversitesi Suya Dayanıklılık İçin Karnauba Balmumu Kullanıyor

Tekstilleri su geçirmez hale getirme amaçlı kullanılan toksik kimyasalların kullanımına ilişkin endişeler artarken Aalto Üniversitesi’nden bilim adamları Brezilya palmiye ağacı yapraklarından elde edilen balmumu ile giysileri suya dayanıklı hale getirmek için ekolojik bir yöntem kullandılar. İşlem toksik olmayıp nefes almaya zarar vermiyor.

Aalto Üniversitesi araştırmacıları, ahşap selüloz elyaflara uygun ve aynı zamanda kumaşın nefes alma özelliğini ve doğal dokunuşu koruyan ekolojik ve su geçirmez bir balmumu parçacık kaplaması geliştirdiler. Kaplamada ilaçlar, gıda maddeleri, meyveler ve oto cilasının yüzey işlemlerinde de kullanılan karnauba mumu kullanılıyor. Yeni kaplama sadece tekstillere değil selüloz bazlı diğer malzemelere de uygun.

İşleme sırasında, balmumu eritiliyor ve su içinde selüloz gibi anyonik (negatif yüklü) balmumu parçacıklarına ayrıştırılıyor. Balmumu parçacıklarının selüloz yüzeyine iyice yapışması için, karşıt olarak yüklü parçacıklar birbirini çektiğinden tampon olarak katyonik (pozitif yüklü) bir madde gerekiyor. Önceki araştırmalarda, bu amaçla polilisin denilen doğal bir protein kullanılmıştı.

Fakat Aalto Üniversitesi Doktora öğrencisi Nina Forsman’ın şöyle belirtiyor: “Polilisin çok pahalı bir madde. Bu yüzden bu çalışmamızda, piyasada bulunan çok daha ucuz ve katyonik bir nişasta kullandık.” Katyonik nişasta, polilisin kadar etkili olmasa da iki balmumu parçacığı ile karıştırılan iki nişasta tabakası tekstili su geçirmez hale getirmek için yeterli oluyor.”

Araştırmacılar, doğal balmumu ile işlenen tekstillerin nefes alma özelliğini, ticari ürünlerle işlenen tekstillerle karşılaştırdılar. Ekolojik balmumu partikülleri tekstilleri su geçirmez hale getirdiği gibi, bir yandan nefes alma özelliklerini korurken ticari kontrollerde işlem görmüş tekstillerin nefes alma özelliği ise azaldı.

Multidisipliner araştırma ekibinde ayrıca Aalto Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Okulu’ndan tasarımcı Matilda Tuure da yer aldı. Tuure, yüksek lisans tezinin bir parçası olarak balmumu kaplamasının test edildiği üç tabaka tasarlayıp üretti.

Balmumu; kaplama, daldırma, püskürtme veya fırçalama yoluyla tekstil yüzeyine uygulanabilmekte olup her üç yöntem de test edildi. Daldırma işleminin küçük giysilere uygun olduğu ve püskürtme ya da fırçalamanın ise büyük giysilerde daha verimli sonuçlar verdiğini tespit edildi. Balmumu işlemi endüstriyel üretimde, boyama ve su geçirmezliği mümkün kılan balmumu renk pigmentasyonu ile birlikte tekstil terbiye işlemlerinin bir parçası olabilir.

Ekip, balmumu kaplamanın deterjanla yıkamaya dirençli olmadığını ve bu yüzden ürünün ceket gibi daha az yıkanan dış giysilerde en iyi sonuçları verdiğini tespit etti. Tüketiciler, kullanım kolaylığı bakımından her bir yıkamanın ardından kaplamayı kendileri tekstil üzerinde uygulayabilir. Ancak bunun için daha fazla araştırma ve geliştirme gerekiyor.

Balmumu işleminden sonra kurutma sıcaklığının su yalıtımı üzerindeki etkisi de gözlenmiş olup kurutma sıcaklığı balmumunun erime sıcaklığından düşük olduğunda en iyi su direncinin elde edildiği sonucuna varıldı.

Forsman, “Kaplamayı viskon, tencel, pamuk, kenevir ve pamuklu triko gibi farklı tekstil malzemeleri üzerinde test ettik ve tekstillerde yüzey pürüzlülüğü arttıkça suyu daha fazla itebildiğini tespit ettik. Bunun nedeni, pürüzlü yüzeylerde su damlacıklarının tekstil yüzeyine daha küçük bir alanda temas etmesidir.” dedi.

First Devan R-Vital® CBD-Infused Textiles Hit the Market

With the recent launch of Acabada ProActiveWear, the first CBD-infused textiles are officially hitting the market. The fabric treatment behind the CBD-infused textiles was developed by Devan Chemicals, a Belgian company specialized in functional finishes for the worldwide textile markets.

Devan launched its CBD (Cannabidiol) fabric treatment at Heimtextil 2019 in Frankfurt as part of their R-Vital® range of microencapsulated active ingredients. The range contains active substances like Aloe Vera, Q10, Vitamin E… with CBD being its latest addition. Now, only 8 months later, the first CBD-infused products are hitting the market.

High-quality organic CBD

Born in 2019, Acabada ProActiveWear is the world’s first and only CBD-infused activewear brand, committed to creating innovative, luxury apparel for the proactive woman. Conceptualized in New York and produced in Portugal, Acabada infuses luxury fabric with the highest quality organic CBD, to ensure that women will look, feel and perform at their best. Thanks to the close and intense cooperation between Acabada, Devan and the Portuguese production partner, goods were in store in less than five months starting from initial contact.

With over 30 years in the apparel industry, Acabada CEO and Co-Founder Seth Baum recognized the positive effects of CBD on pain and inflammation and the fact that top athletes embrace the active ingredient as a part of their training and recovery ritual. Baum assembled a team of experienced fashion designers, including Co-Founder and CCO Katrina Petrillo, and together they created a high fashion yet innovative product that is primed to disrupt the market. “While typical CBD products such as tinctures and edibles are growing exponentially in popularity, we began to envision a product that addressed health and wellness through a different lens. By physically infusing CBD into our garments, our product live at the intersection of fashion, fitness, and wellness,” says Baum. With Acabada ProActiveWear, recovery starts from the moment you get dressed by helping to fight soreness and promote healing before the first squat, lunge or crunch.

Each garment from Acabada ProActiveWear contains up to 25 grams of zero-THC, lab-certified, 99.9% pure CBD, which will allow the benefits to last through 40 high-intensity wear and wash cycles. As customers approach 40 wears and washes, they can choose to sustainably recycle their CBD-infused garments through Acabada’s upcycling program, where the recycled, synthetic fabrics will be repurposed where needed as commercial materials.

Microencapsulation

Through a scientific process called microencapsulation, CBD molecules are strategically infused into luxe, high-performance fabrics by wrapping microscopic droplets of zero-THC, hemp-derived CBD with a protective coating. Using Devan’s patented textile finishing treatment, the microcapsules bond to the fibres in the fabric. Strategically placed within the garments to align with muscle groups, the microcapsules gradually open over time as each layer meets with friction from your skin. When the individual capsules break open, the CBD is released and trans-dermally absorbed, where it interacts with your body’s endocannabinoid system (ECS) to help regulate and reduce pain and inflammation caused by physical activities. In the meantime, Devan has put together extensive research and testing documentation in order to accommodate questions from brands and retailers on this trendy subject.

Devan’ın İlk Kanabidiol İnfizyonlu Tekstili R-Vital® Mia Şimdi Pazarda

Geçtiğimiz günlerde Acabada ProActiveWear’ın piyasaya sürülmesiyle birlikte, ilk kanabidiol tekstil ürünleri resmi olarak piyasaya çıktı.

Kanabidiollü tekstillerdeki kumaş işleme yöntemi, dünya tekstil pazarı için işlevsel yüzeylerde uzmanlaşan Belçika şirketi olan Devan Chemicals tarafından geliştirildi.

Devan, Frankfurt’ta düzenlenen Heimtextil 2019 fuarında, R-Vital® mikrokapsüllü aktif bileşen serisinin parçası olan kanabidiollü kumaş işleme yöntemini sergiledi. Aloe Vera, Q10, E Vitamini gibi aktif maddeleri içeren bu seriye son olarak kanabidiol de eklendi. Aradan geçen 8 ayın ardından şimdi ilk MİA kanabidiollü ürünler de pazardaki yerini alıyor.

Yüksek Kaliteli Organik Kanabidiol

2019 yılında geliştirilen Acabada ProActiveWear, proaktif kadınlar için yenilikçi, lüks kıyafetler geliştirmeye odaklanan, dünyanın ilk ve tek kanabidiollü spor giyim markasıdır. New York’ta temelleri atılan ve Portekiz’de üretimine başlanan Acabada, kadınların en güzel şekilde görünmeleri, hissetmeleri ve performans göstermeleri için lüks kumaşları en yüksek kalitede organik kanabidiollerle destekliyor.

Acabada, Devan ve Portekizli üretim ortağı arasındaki yakın ve yoğun iş birliği sayesinde, ilk temastan sonra mallar depoda beş aydan kısa bir süre kalabildi. Hazır giyim sektöründe 30 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Acabada CEO’su ve Kurucu Ortağı Seth Baum, kanabidiollerin ağrı ve iltihap üzerindeki olumlu etkilerini ve en başarılı sporcuların bu maddede bulunan aktif içeriği antrenman ve istirahatlerinin rutini haline geldiğini söylüyor. Baum, aralarında Kurucu Ortak ve CCO Katrina Petrillo’nun da yer aldığı deneyimli moda tasarımcılarından oluşan bir ekip kurarak birlikte, piyasaya yenilik getirecek şekilde tasarlanan, modaya uygun fakat yenilikçi bir ürün geliştirdiler. Baum, ürünle ilgili şunları söyledi: “Tentür ve yenilebilir ürünler gibi tipik kanabidiol ürünlerinin popülerliği katlanarak artarken sağlık ve fitness konusuna farklı bir gözle bakan bir ürün tasarlamaya başladık. Kanabidiolü fiziksel olarak giysilerimize katan ürünümüz, modanın, zindeliğin ve sağlığın kesiştiği noktada kendine bir yer buldu.” Acabada ProActiveWear sayesinde, daha ilk squat, lunge veya crunch hareketinden önce giyinir giyinmez hamlıkla mücadeleye ve iyileşmeye başlamış oluyorsunuz.

Acabada ProActiveWear serisindeki her giysi, 25 gramlık sıfır-THC, laboratuvar onaylı, %99,9 saf kanabidiol içermekle beraber, bıraktığı etki 40 kez yüksek yoğunluklu giyme ve yıkama döngüsüne dayanıklıdır. Müşteriler, 40 kez giyme ve yıkamanın sonunda, kanabidiollü giysilerini, Acabada’nın sentetik kumaşların ihtiyaca göre ticari malzemelere dönüştürüldüğü geri dönüşüm programı ile sürdürülebilir şekilde geri dönüştürebilirler.

Mikro-kapsülleme

Kanabidiol molekülleri, mikro-kapsülleme adı verilen bilimsel bir işlemle sıfır-THC, kenevir türevli kanabidiol içeren mikroskobik damlacıklardan oluşan koruyucu kaplama ile sararak lüks ve yüksek performanslı kumaşlara yerleştirilir. Devan’ın patentli tekstil terbiye işlemi kullanılarak mikro-kapsüller kumaştaki elyafa bağlanır. Kas gruplarına uyum sağlamak için giysilere stratejik olarak yerleştirilen mikro-kapsüller zamanla açılarak her katmanda cildinizde sürtünme gerçekleşir. Kapsüller tek tek açıldığında kanabidiol salınır ve trans-dermal olarak emilir. Burada fiziksel aktivitelerin yol açtığı ağrı ve iltihapları düzenlemek ve azaltmak amacıyla vücudunuzda endo-kanabidiol sistemi ile etkileşime girer. Devan aynı zamanda marka ve perakendecilerin bu popüler konuya ilişkin sorularını yanıtlamak için kapsamlı araştırma ve test belgeleri hazırladı.

Borås Üniversitesi Bayat Ekmekten Kumaş Üretti

Bayat ekmekler yakında tekstil ürünleri yapmak için kullanılabilir. Borås Üniversitesi‘nde bu alanda çalışmalar yapan bir bilim adamı bazı başarılı sonuçlar elde ettiğini açıkladı.

Araştırma biyoreaktörlerde ekmek artıkları üzerinde filamentli mantar yetiştirmeyi ve daha sonra iki farklı işlemde iplik ve nonwoven tekstiller üretmeyi kapsıyor. Filamentler, protein formunda gıda olarak kullanılabiliyor.

Projeye katılan bilim adamı ve Borås Üniversitesi’nde Kaynakların Geri Dönüşümü alanında kıdemli öğretim görevlisi Akram Zamani, “Marketlerdeki yiyecek artıklarının çoğunun ekmekten kaynaklandığını gördük. Bu yüzden onu nasıl yeni bir ürüne dönüştürebileceğimizi araştırmak istedik.” diyor.

Araştırmada, filamentli mantarlar biyoreaktörlerde ekmek atıkları üzerinde yetiştirilecek. Daha sonra iplik oluşturmak ve nonwoven tekstil ürünleri üretmek için iki farklı işlemde kullanılacak. Zamani, “Ekmek bir mantar biyokütlesi haline geldiğinde sırayla gıda veya hayvan yemi olarak kullanılabilecek proteini çıkardık. Mantarlardan kalan hücre duvarı liflerinin bir kısmını ipliğe çevirmek ve bir kısmını da nonwoven kumaşlar üretmek için kullanıyoruz. Yetiştirme işleminin büyük bir bölümünü tamamladık ve işe yaradı. Şimdi iplik oluşturmak için yaş eğirme işlemi üzerinde çalışıyoruz. İpliğin özelliklerini geliştirmek için farklı yöntemler test ediyoruz.” diye konuşuyor. 

Mantarın giyim eşyası, tıbbi uygulamalar, mobilya tekstilleri için dönüştürülebileceği ve kullanılabileceği umut ediliyor. İlk iki yıl boyunca, üçüncü ve dördüncü yıllarda ölçeklendirilmek için ürün daha küçük bir oranda yapılacak.

“Bu konuda daha önceden yapılmış bir araştırma yok. Bu nedenle bizi nelerin bekleyeceğini bilmek zor.” diyen Zamani, şöyle devam ediyor: “Ekmeği yerli bir marketten alıyoruz ve ihtiyaç duyduğumuz kadarını toplayabiliyoruz. Bu da bize farklı şeyleri test etme ve iyi bir ürün olmasını sağlama fırsatı veriyor.”

Borås Üniversitesi’ndeki kaynak geri kazanımı ve tekstil teknolojisindeki araştırmacılara ek olarak KTH, RISE Innventia ve Sahlgrenska Üniversitesi Hastanesi de projeye dâhil edildi. Dört yıldan fazla bir süredir devam eden proje Vinnova tarafından finanse ediliyor.