Freudenberg, Geri Dönüştürülmüş PET’ten Yapılan Evolon®’u Sunuyor

Freudenberg Performance Materials (Freudenberg), Evolon® RE ile müşterilerine yüksek performanslı mikrofilament tekstillerinin daha da sürdürülebilir bir versiyonunu sunuyor. Evolon® RE, şirketin PET şişeleri kendi bünyesinde geri dönüştürerek elde ettiği ortalama %70 geri dönüştürülmüş polyesterden üretiliyor.

Evolon® RE, yüksek teknolojili silme ve teknik paketleme dâhil olmak üzere çeşitli uygulamalar için şu anda 80g/m2 ila 300g/m2 arasında değişen ağırlıklarda bulunuyor.

Evolon® RE, diğer tüm Evolon® tekstil ürünleriyle aynı yüksek ve sabit kaliteyi sunuyor. Bu, mekanik ve tekstil özellikleri ile filtreleme, temizleme ve koruma özellikleri için geçerlidir.

Evolon İş Segmenti Müdürü Jean-Francois Kerhault; “Ürün performansından ödün vermeden zorlu Evolon® tekstil üretiminde geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, Freudenberg’in teknolojik bilgi birikimini ortaya koyuyor. Evolon® teknolojisiyle 20 yıldan fazla deneyime sahibiz. Teknik ekiplerimiz, bu zorlu süreçte gerçek uzmanlar ve onların bilgileri sayesinde, tüketici sonrası şişelerden geri dönüştürülmüş PET’i ürünlerimize entegre etme zorluğunun üstesinden gelebildi.” dedi.

Geri dönüştür, yeniden kullan ve azalt

Evolon® kumaşları çoğu uygulamada çok dayanıklıdır. Ürünler yıkanabiliyor ve tekrar kullanılabiliyor. Ayrıca tek kullanımlık solüsyonlar için çok iyi bir alternatiftir. Örneğin, yüksek teknolojili Evolon® temizlik bezleri, yüzlerce yıkamadan sonra bile rakipsiz bir temizleme performansı sunuyor. Teknik ambalaj malzemeleri, bir araba modelinin tüm üretim programı boyunca yeniden kullanılabiliyor. Dahası: Evolon® kumaşları hafiftir ve mevcut çoğu geleneksel ürüne kıyasla hammadde tasarrufu sağlıyor.

Her zamankinden Fazla Sürdürülebilirliğe Yöneliş

Freudenberg firması, Evolon® 1999’da piyasaya sunulduğundan beri, hem ürünün hem de üretim sürecinin sürdürülebilirliğini sürekli olarak artırdı. Örneğin, Evolon®’un üretimi sırasında hiçbir solvent veya kimyasal bağlayıcı kullanılmaz. 2003 yılında şirket, su ile bağlama için dâhili bir yeniden işleme sistemi kurdu ve 2012’de ISO 50001’in ilk uygulayıcılarından biri oldu.  Freudenberg, sertifikalı enerji yönetim sistemi sayesinde CO2 emisyonlarını da sürekli olarak azaltabiliyor. Evolon®’un geri dönüştürülmüş polyesterden üretimi, sürdürülebilirliği artırma çabalarında yeni bir kilometre taşını temsil ediyor.

Geri dönüşüm öncüsü Freudenberg

Freudenberg, 1990’ların başında Avrupa’da kullanılmış PET şişeleri geri dönüştüren ilk şirketlerden biriydi. Bugün şirket, polyester nonwoven üretiminde günde yaklaşık 7 milyon PET şişe kullanıyor.

Freudenberg, PET şişeleri geri dönüştürerek, atıkları hammadde olarak kullanıyor. Bu da, depolama ve yakma yükünün azaltılmasına yardımcı oluyor.  Öte yandan, birincil hammaddelerin aynı kalitede geri dönüştürülmüş polyester ile değiştirilmesi doğal kaynaklardan tasarruf sağlıyor.

Artan Nanoteknoloji Yatırımları Salgından Korumayı Artırıyor

Polimer nanopartiküller içinde ilaç iletimi, 3D illüstrasyon

 

Pitchbook’un derlediği son verilere göre, Covid-19 salgını, nanoteknoloji tabanlı sağlık şirketlerine yapılan yüksek miktardaki yatırımlarla aynı zamana denk geldi. Yatırım izleme platformu, sektörün 2020’de bir önceki yıla göre 1,1 milyar sterlin artarak 1,7 milyar sterlin yatırım aldığını açıkladı.

Nanoteknoloji sağlık hizmeti ortalama anlaşma boyutları da 2019’a kıyasla iki katına çıkarak 2021’de 1 milyon sterlinden 2 milyon sterline yükseldi. 2020’deki anlaşma sayısı her zamankinden daha fazla gerçekleşti ve tek bir yıl içerisinde ilk kez 100 anlaşmayı geçti.

Nanotıp, 2020’de yatırım alan en önemli sektörlerin başında geliyordu; sadece bu sektöre yapılan yatırım son beş yılda %250 arttı.

Dünya Nano Vakfı ve Nano Dergisi ortak yaptıkları bir tahminde küresel nanoteknoloji pazarının 2027 yılına kadar 8 milyar dolara ulaşacağını düşünüyorlar. Bu, Pitchbook’un sağlık teknolojisi yatırımlarının 2022 yılına kadar toplam 10 trilyon doları aşacağı tahminine paralel bir düşünce.

Nanoteknoloji araştırmacıları ve bilim adamlarının, protezler gibi biyomedikal cihazları geliştirmek, yeni kanser tedavileri sağlamak ve küresel sağlık hizmetlerini değiştirebilecek daha fazla yenilikle birlikte kemik iyileştirme terapileri geliştirmek için yaptıkları çalışmalar, yatırımların inovasyona yardımcı olduğunun açık göstergesi durumunda.

Nanoteknoloji araştırmacıları, Covid-19’u ve potansiyel olarak diğer koronavirüslerin hücrelere girmesini engelleyen nano cisimler buldu ve nano ölçekte maske tasarımları geliştirerek onları hem daha ucuz hem de daha etkili hale getirdi.

Pandemiye karşı geliştirilen hızlı küresel yanıt da nanoteknoloji sayesinde sağlandı. Bu teknoloji Pfizer ve AstraZeneca aşı geliştirmesinde ve Innova Medical Group’un %99,99 doğruluk oranına sahip, 30 dakikada sonuç veren lateral akışlı COVID testlerinde de kullanıldı.

Dünya Nano Vakfı kurucu ortağı Paul Stannard, Covid-19’un Avrupa’daki sağlık sistemlerindeki zayıflıkların açığa çıkmasını sağlayarak, teknolojimizi yükseltmek ve gelecekteki salgınları önlemek için uzun vadeli, yenilikçi çözümlere ihtiyaç olduğunu kanıtladığını ve nanoteknolojinin bunu başarmada kilit bir oyuncu olduğunu söyledi.

Stannard, nanoteknoloji sektöründeki artan yatırımlardan ve dünya çapında tanınırlıktan hoşnut olduğu halde, bu trendde herhangi bir düşüşe karşı uyarılarda bulundu:

‘‘Nanoteknoloji sadece mevcut sağlık sistemlerimiz için çok önemli bir konumda olmasının yanı sıra bu alandaki araştırmacılar ve bilim adamları, bu teknolojiyi kullanarak nasıl ilerleyeceğimiz konusunda devrim yaratacak terapiler, cihazlar ve yeniliklerin zirvesindeler.’’

‘‘Salgınlara en iyi şekilde hazırlıklı olabilmek, yüksek kaliteli sağlık hizmeti sunabilmek ve uzun bir ömür yaşayabilmek için nano sağlık teknolojisine ve bakım inovasyonlarına yatırım yapmalıyız.’’

Bu mesaj, yakın zamanda pandemi koruması ve hazırlıkları için 300 milyon dolar toplayan bir alt fon başlatan Lüksemburg merkezli Vektör İnovasyon Fonu’nun genel ortağı olan Kojo Annan (merhum BM eski genel sekreteri Kofi Annan’ın oğlu) tarafından destek gördü.

Annan düşüncelerini şu şekilde ifade etti: ‘‘Yapılan yatırımlar ve sağlık teknolojisi arasında verimli bir döngü gelişiyor. Son zamanlarda, çoklu aşıların geliştirilmesine, genom kodunun çözülmesiyle bağlantılı teknolojilerin hızlanmasına, nanotıbbın yükselişine ve bulaşıcı hastalıkları ve yeni patojenleri izlemek için yapay zekânın kullanımına şahit olduk.’’

‘‘Sürdürülebilir sağlık teknolojisi finansmanına yapılacak yatırımlar, sağlık hizmetlerinin daha adil olmasına ve homojen küresel dağılımına, daha fazla satın alınabilirliğe ve önleyici ve erken müdahale sağlık hizmetlerine olanak tanıyarak bu eğilimi devam ettirebilir ve bunların tümü nihayetinde yaşam ömrünü uzatacak gelişmelerdir.’’

‘‘Pandemi ayrıca teletıp yatırımlarını büyük ölçüde hızlandırdı ve nanobilim ve inovasyonun sağlık hizmetleri açısından kendini daha çabuk toparlayabilen toplumlar ve ekosistemler sağlayabileceğini gösterdi.’’

Daha Sürdürülebilir Fermuarlar için Bir İlk

Genel merkezi Tokyo, Japonya’da bulunan fermuar ve bağlama ürünlerinde dünya lideri olan YKK, susuz ve toksik olmayan EMPEL su koruma teknolojisini kullanmak için Green Theme Technologies (GTT) ile bir lisans anlaşması imzaladı.

GTT’nin PFC (perfluorokarbon) içermeyen EMPEL teknolojisi, dünyadaki en iyi performans gösteren kuru kumaş apreleri arasında yer alıyor ve ilk kez fermuarlarda kullanılıyor.

YKK’nın Küresel Pazarlama Grubu Başkan Yardımcısı Terry Tsukumo, “YKK, güçlü şirket içi araştırma ve geliştirme ile tanınırken, biz her zaman kendimizi tamamlayacak yenilikçi teknolojiler arıyoruz.” diyor. Tsukumo şöyle devam ediyor:  “GTT’nin EMPEL teknolojisi, zararlı kimyasallar kullanmadan benzersiz performansla son derece dayanıklı su koruması sunuyor. Bu teknoloji daha iyi performans gösteren, daha iyi esnekliğe sahip ve daha sürdürülebilir yeni nesil su koruyucu fermuarlar oluşturmamıza olanak sağlayacak. EMPEL, yüksek performanslı fermuarlar için oyunun kurallarını değiştiren teknoloji.”

YKK, ticari balık ağlarından uzay kıyafetlerine kadar her şeyde kullanılan fermuarlarıyla uzun bir inovasyon geçmişine sahiptir. Ürün sürdürülebilirliğinde lider olarak, 1994 yılında geri dönüştürülmüş malzemeden yapılan ilk fermuar olan Natulon’u piyasaya sürdü. O tarihten itibaren şirket, bitki bazlı polyester kullanan ilk fermuar olan GreenRise ve okyanusa bağlı plastik atıklardan yapılan bir fermuar olan Natulon Ocean Sourced gibi geniş bir çevre dostu ürün portföyü geliştirdi.

GTT, toksik PFC’leri ortadan kaldırmak amacıyla 2018’de EMPEL platformunu piyasaya sürdü. EMPEL arıtma, son derece sürdürülebilir olmasının yanı sıra, mevcut en yüksek su iticilik özelliğini sağlıyor. GTT ve YKK, piyasadaki en iyi kalite ve performans fermuarları konusunda önde gelen markalarla işbirliği yapmayı planlıyor.

 

Solvay İlk Biyo-Bazlı Tekstil İpliğini Piyasaya Sürdü

Solvay, şirket tarafından geliştirilen ilk biyo-bazlı poliamid tekstil ipliği olan Bio Amni®’yi küresel olarak piyasaya sürdü.

Bu iplik, şirketin Brezilya’daki tekstil sanayi biriminde üretilen bir poliamid 5.6’dır.

Bio Amni®, grubun sürdürülebilir tekstil elyaflarının en sonuncusudur

Bio Amni®’nin gelişim süreci, daha sürdürülebilir tekstil ürünlerine, özellikle biyo bazlı malzemelere yönelik artan küresel talebe denk geliyor. Solvay’ın araştırma ve yenilik ekipleri, ürünün oluşturulması için iki yıl çalıştı.

Solvay Poliamidler ve Elyaflardan Sorumlu Küresel Başkan Yardımcısı Antônio Leite, “Sürdürülebilirlik, küresel tekstil pazarının ana itici güçlerinden biridir.” diyor. Leite şöyle devam ediyor: “Çözümler ve ürünler, tabandan son tekstil tüketicilerine kadar tüm tüketici zincirine değer katmalı ve çevre üzerinde daha az etkiye sahip olmalıdır. Solvay Bio Amni®, müşterilere piyasadaki en yenilikçi ürünleri sunmak için bir portföy evriminin parçasıdır.”

Tekstil sektörü şu anda çevre ve sürdürülebilirlikle ilgili üç ana zorlukla karşı karşıya: Kaynaklar, üretim süreci ve imha. Solvay, Brezilya’daki endüstriyel biriminde daha temiz enerji kaynakları, kapalı su devreleri ve sıfır atık emisyon kullanarak üretim sürecinde sürdürülebilir alternatifler ve ayrıca daha sürdürülebilir imha sürecini desteklemek için daha fazla biyolojik olarak parçalanabilir ürünler geliştirdi. Solvay Bio Amni® ile ilk kısmen biyo bazlı tekstil ipliğini sunarak çeşitli sürdürülebilir ürün portföyünü daha da genişletiyor.

Bio Amni®’nin piyasaya sürülmesiyle, sürdürülebilir tekstiller artık Solvay’ın küresel poliamid portföyünün yüzde 30’unu oluşturacak. Firma ayrıca bu rakamın önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 50’ye ulaşmasını bekliyor.

Bio Amni®, Solvay’ın küresel tekstil pazarına yönelik yeniliklerinin en sonuncusudur. 2020’de, Covid-19’a hızlı bir cevap olarak şirket, tekstiller ve kullanıcılar arasındaki kontaminasyonu engelleyen ve kumaştan koronavirüsler ve bakteriler dâhil olmak üzere virüs bulaşmasını önleyen işlevsel bir poliamid olan Amni® Virus-Bac OFF’u piyasaya sürdü.

Şirket ayrıca, kontrollü depolama alanlarına atıldıktan yaklaşık üç yıl sonra tekstil ürünlerinin ayrışmasını kolaylaştıran, dünyanın ilk biyolojik olarak parçalanabilen poliamid tekstil ipliği olan Amni Soul Eco®’yu da geliştirdi.

Teijin Aramid’den Motor Yarışçıları İçin Ultra Esnek Kumaştan Kıyafet

Dünyanın önde gelen aramid üreticisi Teijin Aramid, 14 Ağustos’ta Berlin Formula E ‘E-Prix’de ilk kez giyilen yeni bir koruyucu motor yarışı kıyafetinin yapımında yardımcı oldu. Ultra hafif kıyamet, profesyonel motor yarışları için Teijinconex® neo’nun üstün koruyucu özelliklerinden yararlanıyor.

Teijinconex® neo elyaflarına dayanan profesyonel yarış kıyafeti, Teijin Aramid’in birinci sınıf motor sporları güvenlik ekipmanlarının pazar lideri üreticisi OMP Racing ile uzun süredir devam eden işbirliğinden ortaya çıkan en son üründür. Yeni kıyafet, dünyanın önde gelen elektrikli motor yarışı Formula E Dünya Şampiyonası’nda yarışan 12 takımdan biri olan Envision Virgin Racing için özel olarak üretildi.

Koruyucu kıyafet, Berlin E-Prix’te Envision Virgin Racing Formula E Takımı sürücüleri Robin Frijns ve Nick Cassidy tarafından giyildi. OMP Racing gibi, Teijin Aramid’in Envision Virgin Racing Formula E Takımı ile yakın bağlantıları var. Ayrıca Teijin Group, 2020’de Formula E takımı ile çok uzun yıllar sürecek bir sponsorluk sözleşmesine başlayacak.

Sürücülerin Hareketini ve Performansını Arttırıyor

Kıyafet, yarışma sırasında sürücülerin hem güvenliğini hem de konforunu en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmış yenilikçi özellikler içeriyor. Kıyafetin dış tabakası, 400°C’ye (750°F) kadar sıcaklıklara dayanıklı Teijinconex® ile yapılan ultra hafif bir kumaştan oluşuyor. Kıyafet aşırı ısıya maruz kaldığında yanmıyor veya erimiyor. Bu üstün koruyucu nitelikler nedeniyle, kıyafet çoğu standart yarış kıyafetinden daha az, yani sadece iki katman içeriyor. Bu da kullanıcıya daha fazla esneklik ve daha özel, rahat bir uyum sağlıyor. Kıyafet ayrıca, Envision Virgin Racing Formula E Takımı tarafından giyilen önceki yarış kıyafetlerine göre %10’a kadar daha hafif. Ayrıca sürücülerin hareketini ve performansını daha da artırıyor.

Teijinconex® özellikleri, Envision Virgin Racing Formula E Takımının kıyafetleri için canlı renkleri ve tasarımları keşfetmesini sağlıyor. Ayrıca, malzeme REACH dâhil olmak üzere önde gelen kimya endüstrisi çevre standartlarına uygun olarak üretildiğinden, Envision Virgin Racing Formula E Takımının İklim Değişikliğine Karşı Yarış kampanyası da dâhil olmak üzere Formula E ekibinin güçlü sürdürülebilirlik değerleriyle uyumludur.

OMP Racing Araştırma ve Geliştirme Danışmanı Otto Pomiano; “Yarış kıyafeti tasarımına Teijinconex®neo aramid elyaflarını dâhil ederek koruyucu yarış kıyafetlerinde konfor, hafiflik, esneklik ve renk seçenekleri için gelecekte yapacaklarımızın sinyalini veriyoruz. Bu yenilikçi tasarımın, Envision Virgin Racing sürücülerinin pistte yeni performans seviyelerine ulaşmalarına yardımcı olacağını umuyoruz. Ancak elbette en büyük önceliğimiz sürücü güvenliği olmaya devam ediyor ve yeni kıyafet, Fédération Internationale de l’Automobile (FIA) standartlarına uygun olarak sıkı bir şekilde test edildi.” dedi.

Teijin Aramid Araştırma ve Teknoloji Direktörü Daisuke Ozaki; “Bu yenilikçi hafif yarış kıyafeti, araştırma ve geliştirme işbirliklerinin koruyucu giysilerde dinamik atılımları ne kadar etkili hale getirebileceğini gösteriyor. OMP Racing ile olan yakın ortaklığımız, her iki şirketin teknolojilerini ve yenilikçi yeteneklerini bir araya getirdi. Birlikte, profesyonel motor yarışlarında güvenlik ve performans sağlamak için aramidlerimizin yüksek performans özelliklerinden yararlanıyoruz.” diye konuştu.

Endüstriyel Tesislerdeki İç Hava Kalitesinin Sırrı: HIFYBER

Endüstriyel tesislerdeki toz toplama sistemlerinde kullanılan filtrelerin, filtrasyon verimliliği hayati önem taşıyor.

Soluduğumuz havanın kalitesi doğrudan sağlığımızı etkiliyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC)  verilerine göre her yıl dünya çapında akciğer kanserinden kaynaklı ölüm sayısı 223 bine ulaştı ve bu ölümler hava kirliliğinden kaynaklanıyor.

Akciğer kanserine neden oluyor

Hızlı kentleşme ve endüstrileşmenin bir sonucu olan hava kirliliği, özellikle son yıllarda hızlı bir artış gösterdi. Havayı kirleten iç ortam hava kirleticileri, başta solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere astıma, kalp hastalıklarına ve hatta akciğer kanserine neden oluyor.

Gıda, ilaç, plastik, ahşap, ambalaj, metal işleme, seramik tesisleri, lastik üretimi, kağıt imalatları, çimento ve demir-çelik üretimi yapan endüstriyel tesislerde prosesten çıkan zararlı tozların çaplarının 2,5 mikrondan küçük olması nedeniyle akciğerin en ince noktalarına (alveol) kadar ulaşması, kanseri riskini artırıyor. Bu nedenle endüstriyel tesislerde işlenen hammaddelerden çıkan toz ve partiküller hem çalışan sağlığı hem de çevre sağlığı açısından hayati önem taşıyor.

Patlama riski

Endüstriyel ortamdaki insan sağlığına zararlı olan bu tozlar ve partiküller, gerekli tedbirler alınmadıkça tesislerde patlamalara da neden olabiliyor.  Bu kapsamda endüstriyel tesislerde toz toplama sistemleri aracılığıyla tozun kaynağından emilmesi, mahaldeki havanın filtre edilmesi ve kirli havanın zararsız bir şekilde atmosfere atılması; insan sağlığı ve güvenliği, çalışan personelin verimliliği ve çevre sağlığı açısından önem arz ediyor.

Ahmet Özbecetek, Hifyber Genel Müdürü

1 mikron altındaki küçük partikülleri filtreliyor

Hifyber, Denizli’de bulunan üretim tesislerinde 2014 yılından bu yana endüstriyel hava filtrasyonu ve HVAC sistemleri alanında faaliyet gösteren firmalara, yarı-mamül olarak “nanofiber kaplı filtre medyası” üretiyor. Hifyber aynı zamanda N95 (FFP2) / N99 (FFP3) yüz maskeleri için de performans katmanı üretimi gerçekleştiriyor.

Toz toplama sistemleri için yüksek verimli filtreleme uygulamaları sunan Hifyber, endüstriyel tesislerde kullanılan hava filtrelerinin filtrasyon verimliliğine ve mukavemetine dikkat çekti. “Endüstriyel tesislerdeki toz toplama sistemlerinde kullanılan filtrelerin filtrasyon verimliliği hayati önem taşıyor.” diyen Hifyber Genel Müdürü Ahmet Özbecetek, sözlerine şöyle devam etti: “Endüstriyel tesislerde prosesten çıkan 1 mikron ve altındaki tanecikler, hücre zarından kana karışabiliyor. Havada uzun süre asılı kalabilen bu partiküller, doğrudan insan sağlığını ve çevreyi tehdit ediyor. Toz toplama sistemlerinde 1 mikron altındaki küçük partikülleri filtrelemek üzere geliştirdiğimiz filtre kumaşı ile endüstriyel tesislerde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları sunuyoruz.

Yüksek Verimlilikle Partikül Tutuyor

Yüksek verimlilikle partikül tutma özelliğine sahip olan filtre kumaşını, blend kağıtlar üzerine yapılan kaplama ile üretiyoruz. Bu sayede endüstriyel tesislerde havada asılı kalan virüslerin, bakterilerin ya da mayt gibi tehlikeli mikroorganizmaların; solunum yolu enfeksiyonu, astım, kalp hastalıkları ve hatta akciğer kanseri gibi hastalık riski oluşturmasını önlüyoruz.”

Alev Geciktirme Özelliği

“Filtrelerin amacı havanın içinde bulunan partikülleri yakalayarak iç ortam havasını  temizlemektir ;ancak filtreler aynı zamanda ortamda bulunan elektrostatik yükü de emerek, patlama ve kıvılcım riskini de ortadan kaldırmalıdır” diyen Özbecetek, bu kapsamda FR (Flame Retardant) yani alev geciktiricilik özelliğine de sahip olan filtre medyası ile işletmelerde güvenli çalışma ortamları sunduklarını da vurguladı.

Bakım Maliyetlerini Düşürüyor

Yüksek mukavemete sahip olan filtre medyası ile endüstriyel tesislerde ki toz toplama sistemlerinden maksimum verim alınmasını sağladıklarını belirten ÖZBECETEK, uzun süreli filtrasyon verimliliği sağlayan filtre medyası ile toz toplama sistemlerinde ki bakım maliyetlerini de düşürdüklerini ifade etti.

Aksa Akrilik’ten ‘Akıllı Tekstil’ Girişimine Destek

Cengiz Taş, Aksa Akrilik Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü 

 

Dünyanın lider akrilik elyaf üreticisi Aksa Akrilik, ‘Girişimciliğe Değer’ projesi kapsamında İltema’ya destek verecek. Isı yayan akıllı tekstil ürünleri geliştiren İltema ile otomotiv sanayisinde yerli ısıtıcı kumaş dönemi başlayacak.

‘Girişimciliğe Değer’ programıyla yenilikçi ve sürdürülebilir teknolojiler geliştiren projelere katkı sağlayan Aksa Akrilik, akıllı tekstiller üreten İltema’ya 3 milyon dolar yatırım yapacak. Isı yayan akıllı tekstil ürünleri geliştiren İltema, iletken özelliğe sahip karbon elyaf kullanılan dokuma kumaşlar üretecek. İltema’nın üretim esnasında yararlandığı yeni nesil patentli teknoloji, tekstil sektörü için de bir ilk olacak.

“Her yıl 10 milyon dolar ithalatın önüne geçilecek”

Aksa Akrilik’in desteğiyle İltema tarafından üretilecek ısıtıcı tekstiller, geniş kullanım alanlarına sahip. Gündelik hayatta sıkça kullanılan yatak, battaniye, mont, uyku tulumu gibi ürünlerin yanı sıra otomotiv sanayisinde de uygulama yapılabilecek. Isıtmalı koltuk kumaşı ve araç içi ısıtıcı tekstiller sayesinde bu alanda yerli malzeme dönemi başlayacak. İltema Kurucu Ortağı Ayhan Prepol, koltuk ısıtıcılar için yıllık 10 milyon dolarlık ithalat yapıldığını belirterek Aksa Akrilik’in desteğiyle bu rakamın Türkiye’de kalmasını hedeflediklerini dile getirdi.

Türk Patent Enstitüsü’nden alınan patentler için iki gümüş madalyası bulunan İltema, tekstil sektörüne teknolojik değer üreten inovatif girişimlerin yarıştığı Techxtile Start Up Changelle’da finale kalmayı başardı.

“Girişimcilere destek devam edecek”

Tekstil sektöründe yerli üretimle Türkiye’ye katma değer kazandırıldığını söyleyen Aksa Akrilik Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Cengiz Taş; “Girişimciliğe Değer sosyal sorumluluk projemiz kapsamında her yıl farklı bir yenilikçi start-up şirketine desteğimizi sunuyor ve ülkemizin geleceğine yatırım yapıyoruz. İltema, yeni nesil teknolojiyle ürettiği ısı yayan akıllı kumaşlarla ciddi bir ithalatın önüne geçecek. Üretilen akıllı kumaşlarda 2012 yılında faaliyete geçen müşterek yönetime tabi ortaklığımız olan DowAksa tarafından üretilen karbon elyafın da yer almasıyla yaratılacak olan sinerji ile ülkemize ekonomik ve teknolojik değer katmayı sürdüreceğiz” dedi.

 

 

 

Eruslu, Trützschler Hatları ile Biyobozunur Nonwoven Pazarına Girecek

Eruslu Nonwoven Grubu, Trützschler Nonwovens Machinery hatları ile Biyobozunur Nonwoven pazarına girecek. 2022’nin ikinci yarısında devreye girecek olan hat ile Eruslu, Türkiye’de türünün ilk örneği olan ultra modern, son derece esnek bir NCR-NCA-NCR spunlace hattını işletmeye başlamış olacak.

Hat, işlenmemiş pamuk liflerini, penye teleflerini ve kısa lifleri yüksek hızlarda işlemek için özel olarak üretildi. Nihai ürünler, en kaliteli, hafif doğal mendiller veya kozmetik pedlerde kullanılacak ağır, üç katmanlı nonwoven kumaşlardır.

Trützschler Nonwovens, mevcut bir spunlace üretim hattını çeşitli ağırlıklarda ve sürdürülebilir nonwoven ürünlerinin üretilmesinde kullanılacak esnek ve son teknolojiye sahip bir üretim hattına çevrilmesi için ekipman sağlayacak.

Eruslu Nonwovens Group (ENG), 2015 yılında Trützschler Nonwovens’ın spunlace üretim hattına yatırım yaptığında, şirketin büyümeyi hedeflediği artık netlik kazandı. Tek ve düzensiz bir NCR tarağı, AquaJet ve bir tamburlu kurutucudan oluşan hat, daha sonra genişletilmek üzere önceden hazırlanmıştı. Tüm bileşenler ya tam donanımlıydı ya da daha yüksek performans sağlayacak şekilde tasarlanmıştı.

Eruslu geçen yıl yenilenebilir kaynaklardan biyolojik olarak parçalanabilen ürünleri ürün gamına ekleyerek mendil segmentindeki portföyünü genişletmeye karar verdi. Grup, 2015 yılında kurulan düşük kapasiteli hattında aşağıdakileri gerçekleştirdi.

  • İkinci bir düzensiz NCR ve bir NCA Airlay tarağı
  • iki yeni tarak için elyaf hazırlama ve tarak besleme ekipmanı
  • Çok katmanlı ağları güvenilir ve verimli bir şekilde suyla açmak için daha fazla hidrolik güç
  • Arttırılmış buharlaşma kapasitesi için kurutucuyu uzatma

Eruslu ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ediyor

1972 yılında kurulan Eruslu Nonwoven Grubu, çeşitli tekstil ürünlerinin üretiminde uzmanlaşmış lider bir Türk firmasıdır. Eruslu grubunun bir parçası olan ve Gaziantep’te bulunan Eruslu Nonwovens,  Nonwoven sektöründe ev temizliği ve sağlık sektörlerine tek kullanımlık ürünler sunuyor. 2004 yılından bu yana portföyü, yetişkinler ve çocuklar için alt bezleri, ıslak mendiller ve cep havlularından oluşuyor. Ürünler dünya çapında 100’den fazla ülkeye ihraç ediliyor.

 

Geri Dönüşüm Sektöründe Yatırım Atağı

2019 yılının Aralık ayından beri hayatımızda olan tüm dünyayı etkileyen pandemi, sürdürülebilirlikle ilgili ciddi bir farkındalık oluşturdu ve recycle (geri dönüşüm) ürünlere talebi artırdı. Birçok marka koleksiyonlarında recycle ürünlerin payını artırırken, bu alanda faaliyet gösteren şirketler de yatırımlarına hız verdi.

Bu alanda yatırım yapmaya hazırlanan şirketler arasında Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın da önemli üreticileri arasında bulunan Gama Recycle, Kale İplik ve Linea Recycle yer alıyor. Gama Recycle, önümüzdeki yıl dünyanın en büyük kullanılmış kıyafet geri dönüşüm tesisini kurmaya, Kale firması iplik yatırımına hazırlanıyor. Linea da üretiminin tamamını sürdürülebilir ürünlerden yapmayı hedefliyor.

Gama Recycle CEO’su Zafer Kaplan, bu yılsonu 100 milyon dolar yatırım değeri ile devreye girecek yeni yeri dönüşüm tesislerinin ardından önümüzdeki yıl da dünyanın en büyük kullanılmış kıyafet geri dönüşüm tesisini kuracaklarını söyledi. Kaplan, Gaziantep’te 3, Düzce’de de 2 olmak üzere toplamda 5 üretim tesislerinde bin 200 çalışanları ile yıllık 54 bin ton rejenere pamuk ipliği, 72 bin ton recycle polyester elyaf ve 36 bin ton da pet chips ürettiklerini dile getirdi.

Yılda 2,5 milyon adet pet şişeyi dönüştürüyor

Şirket, bu yılsonunda 125 milyon dolar ciro hedeflerken önümüzdeki yıl devreye girecek yeni yatırımlarla birlikte söz konusu rakamın 200 milyon dolara çıkmasını bekliyor. 25 ülkeye ihracat yaptıklarını ve ihracatın satışlar içindeki payının yüzde 35 düzeylerinde olduğunu belirten Kaplan, 100 milyon dolar yatırım değeriyle Düzce’de faaliyete geçecek olan polyester elyaf tesisinin üretime başlamasıyla söz konusu oranın yüzde 60-65 seviyelerine çıkacağını anlattı.

Gama, Inditex markalarından Zara’nın Joinlife tedarikçilerinden biri. Şirket ayrıca, H&M, IKEA, GAP, Lacoste, Adidas gibi birçok firmaya üretim gerçekleştiriyor. Kaplan’ın verdiği bilgilere göre Gama Recycle, yılda 2 milyar 555 milyon adet pet şişeyi ve 181 milyon 500 bin adet kıyafeti dönüştürüyor. Bu atıkları dönüştürerek yıllık yaklaşık 180 milyon dolarlık pamuk ve elyaf ithalatının önüne geçtiklerini anlatan Kaplan, 70 milyon dolar da ihracat yaptıklarını, 210 milyon ton da karbon salımını önlediklerine dikkat çekti.

Kale İplik 84 ülkeye ihracat yapıyor

Recycle ürün alanında faaliyet gösteren bir diğer önemli şirket de Kale İplik. Kırklareli ve Tekirdağ’da yer alan üretim tesislerinde aylık 300 ton recycle elyaf ve 700 ton iplik üretimi gerçekleştiren şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Elmas, recycle iplik üretim kapasitelerinin aylık bin ton olduğunu söyledi. Bu alanda teknik kullanım yeri olan koruma amaçlı giysilerin ipliklerinin üretimine başlayacakları bilgisini veren Elmas, “Teknik tekstile yönelik yeni bir yatırım planlıyoruz. Bu teknik tekstile dönül iplik üretimi olacak. Bu hem orijinal hem de recycle içerikli olacak” dedi. Elmas’ın verdiği bilgilere göre Kale İplik, 84 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Bu yılsonu itibari ile 32 milyon dolar gelir elde etmeyi planlayan şirkette ihracatın payı ise yüzde 60 civarında. Inditex ve HM gibi devlerle proje bazında çalışan Kale İplik, yılda yaklaşık 5 bin ton atığı dönüştürüyor. Kale’nin hedeflerinden biri atık dönüşüm kapasitesini yüzde 50 artırmak. Ar-Ge ve inovasyona da ağırlık verdiklerini belirten Fahrettin Elmas, kullanılmış kıyafetlerin iplik haline dönüştürülmesi ile ilgili çalışmalar yaptıklarını anlattı.

2023 sonu itibarıyla üretiminin tamamını sürdürülebilir ürünler oluşturacak

Gaziantep’te yer alan tesisinde aylık 600 ton kumaş imalatı kapasitesi ile faaliyet gösteren Linea Recycle, pamuk, polyester, viskon ve lyocell gibi recycle elyafl arı kullanarak global markalara kumaş olarak satıyor. Linea Recycle CEO’su Erkin Eren, toplam kapasitesinin yüzde 20’sini sürdürülebilir ürünlere ayırdıklarını belirterek, “2022 sonu itibarıyla 300 ton/ay ile toplam üretimimizin yarısını ve 2023 yılsonu itibarıyla da tamamını sürdürülebilir ürünlerden yapmayı planlıyoruz” dedi. Erkin Eren 15 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini söyledi. Sürdürülebilir ürün bazında yılsonu itibari ile bin ton satış yapmayı planladıklarını belirten Eren, ihracatın satışlar içindeki payının yüzde 30 seviyesinde olduğu bilgisini verdi.

 

Teknik Tekstil İhracatında Cumhuriyet Tarihinin Rekoru Kırıldı

Türkiye’nin teknik tekstil ihracatı pandemi ile birlikte adeta uçuşa geçti. 2020 yılı Ocak-Aralık döneminde teknik tekstil ihracatı, yüzde 76 artarak 3 milyar dolara ulaştı. Ege Bölgesi’nin ise teknik tekstil ihracatı yüzde 98 artırarak 194 milyon dolara yükseldi.

Kalp atışlarını dinleyen yatak çarşafları, uyumak üzere olan sürücüleri uyandıran araba koltukları, oda sıcaklığına göre renk değiştiren dokumalar, çelikten 15 kat daha dayanıklı elyaflar, askeri kamuflajlar ve yanmayan, terletmeyen nanoteknolojik kumaşlar… Artık hayatımızda daha fazla yer almaya başlayan teknik tekstil ürünleri, ihracatın da parlayan yıldızı oldu. Yüksek katma değerli ihracatın öncülerinden olan teknik tekstil, pandeminin etkisiyle sağlık sektörüne yönelik ürünleri ve aktif spor giyim ürünleriyle birlikte atağa kalktı. 2019 yılını 1 milyar 724 milyon dolarlık ihracatla kapatan sektör, 2020 yılında ihracatını yüzde 76 artırarak 3 milyar dolara ulaştı. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birlikleri (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, “Teknik tekstil ihracatının Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat verisine ulaşması gurur verici.” dedi.

2021’in ilk üç ayında da artış devam etti

2021 yılının ilk üç ayında Türkiye’nin teknik tekstil ihracatına bakıldığında Ocak-Mart döneminde toplam ihracatın yüzde 30,5’inin nonwoven mensucat ürün grubunun oluşturduğu gözlemleniyor. Bu dönemde Türkiye’nin nonwoven mensucat ihracatı yüzde 26,5 oranında artarak 199 milyon dolar değerinde gerçekleşti.

Teknik tekstil ihracatında en önemli ikinci ürün grubu ise toplam ihracattan aldığı yüzde 18,8’lik pay ile teknik tekstil materyalinden hazır giyim ürünleri oldu. Ocak-Mart döneminde Türkiye’nin ilgili ürün grubu ihracatı yüzde 699,0 oranında artarak 123 milyon dolar değerinde gerçekleşti.

Türkiye’nin teknik tekstil ihracatında en önemli üçüncü ürün grubu ise Ocak-Mart döneminde toplam teknik tekstil ihracatından aldığı yüzde 14,4’lük pay ile teknik tekstilden mamul ambalaj için torba ve çantalar oldu. Türkiye’nin ilgili ürün grubu ihracatı Ocak-Mart döneminde yüzde 24,2 oranında artarak 94 milyon dolar değerine ulaştı.

En Çok Teknik Tekstil İhracatı Almanya’ya

Türkiye’nin teknik tekstil ihracatında ilk 10 ülkeye bakıldığında en büyük ihracat pazarının Almanya olduğu gözlemleniyor. Türkiye’nin toplam teknik tekstil ihracatından yüzde 9,5 oranında pay alan Almanya’ya Ocak-Mart döneminde teknik tekstil ihracatı yüzde 79,4 oranında artarak 62 milyon dolar değerinde gerçekleşti.

Ocak-Mart döneminde Türkiye’nin en fazla teknik tekstil ihracatı gerçekleştirdiği ikinci ülke ise toplam ihracattan aldığı yüzde 7,8’lik pay ile ABD oldu. ABD’ye bu dönemde teknik tekstil ihracatı yüzde 57,6 oranında artarak 51 milyon dolar değerine ulaştı.

İtalya ise Türkiye’nin en fazla teknik tekstil ihracatı gerçekleştirdiği üçüncü ülke konumunda yer alıyor. Türkiye’nin teknik tekstil ihracatından yüzde 7,8 oranında pay alan İtalya’ya Ocak-Mart döneminde ihracat yüzde 64,5 oranında artarak yaklaşık 51 milyon dolar değerinde gerçekleşti.

Türkiye Nonwoven Kumaş Üretiminde Dış Ticaret Fazlası Veriyor

Özellikle mart ayından itibaren tıbbi tekstile yönelik yoğun talebi karşılayan Türk üreticileri, bu alanda yeni yatırımlar için teşvikler de almış durumda. İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, Türkiye’nin nonwoven kumaş üretiminde dış ticaret fazlası verdiği için, maske ve koruyucu kıyafet üreticilerinin hammaddeye erişiminin oldukça kolay olduğunu, ülkenin bu alanda öne çıktığını belirtti. Öksüz, “Yüksek teknoloji isteyen yatırımlara hız veren şirketler, katma değerli ihracata imza atıyor. Tekstil ve hammaddeleri sektöründe ihracatta kg fiyatı 4.2 dolar iken teknik tekstilde kg fiyatı 20 dolara kadar çıkabiliyor.” diye konuştu.

Yeni yatırımlar yolda

Türkiye’de teknik tekstiller, tekstil ve hammaddeleri sektörü ihracatının önemli bir kısmını oluşturuyor. Ahmet Öksüz, “Salgın döneminde teknik tekstil sektörümüz maske, önlük gibi kişisel koruyucu donanım ürünlerine ilişkin yaklaşık 3 milyar TL, dokunmamış kumaş yatırımları için ise yaklaşık 2.5 milyar TL yatırım teşvik belgesi aldı. Küresel teknik tekstil ihracatında 19. sırada olan sektörümüzün özellikle son yıllarda gerçekleştirdiği yatırımlar ile birlikte önümüzdeki yıllarda küresel ölçekteki sıralamasının daha yukarılara çıkacağını öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Teknik tekstillerin birçok sektörde kullanılması sayesinde geleneksel tekstillerden önemli bir pay alacağını belirten Öksüz, “Sistemin Ar-Ge ve inovasyonun ön planda olduğu teknik tekstillere doğru hızla evrileceğini gözlemliyoruz. Salgın döneminin de bu dönüşüm sürecini hızlandırdığını düşünüyoruz. Teknik tekstiller özellikle son 10 yılda küresel tekstil ve hammaddeleri ihracatı içerisinde payını her geçen yıl artırıyor.” yorumunu yaptı.

Dünya Genelinde Teknik Tekstil İhracatı 107 Milyar Dolar

Dünya genelinde teknik tekstil ihracatı 107 milyar doları buluyor. Ağırlıklı gelişmiş sanayilere sahip ülkelerin tekstil ihracatında yüksek katma değerli ürün olarak öne çıkan teknik tekstilin payı bir hayli yüksek. ABD, Japonya, Fransa, Belçika gibi ülkelerde bu pay yüzde 40’ları bulurken, Almanya tekstil ihracatında teknik tekstilin payı yüzde 65’lere ulaşıyor. Türkiye’nin geçen yıl itibari ile tekstil ihracatı 10 milyar dolara ulaşırken, teknik tekstilin payı da sürekli artıyor. İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, “Sektörümüz salgında dahi çok önemli teknik tekstil yatırım kararları almayı sürdürüyor.” dedi.